keferdiz44

her yol bir yere çıkıyor: ilk geldiğimiz yere…

Arşiv Ağustos 14th, 2007

Atatürkçülerden Rafine Fikirler

Yazan: mustafaemingul Ağustos 14, 2007

 Okuduğum yorumlardan Atatürkçülerin bu günlerde çok sinirli ve kaygılı olduğunu görüyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaşması, oraya AKP’lilerden birinin seçilmesi ihtimali Atatürkçüleri aşırı tedirgin ediyor. Adeta gerilim yaratmak için bahane arıyorlar. Atilla Yayla’nın AKP’lilerin tertiplediği bir toplantıda yaptığı konuşmayı da ortamı germek için kullanıyorlar. Gerilim daha da tırmandırılacak gibi…

Hürriyet gazetesinin, 20 Kasım 2006’da, Atilla Yayla’nın konuşmasını verdiği habere Hürriyet okuyucularının yaptığı yorumları inceleyerek bir değerlendirme yapmaya çalıştım.

Hürriyet’in internet sitesinde bu habere o gün 443 yorum gelmiş. Hemen hemen yorum yapan okuyucuların tamamı Atatürkçülüğe yapılan eleştiriyi Atatürk’e yapılan bir saldırı veya Atatürk’e yapılan bir hakaret olarak algılamışlar. Yoruma katılan Hürriyet’in Atatürkçü okurları düşüncelerinden çok duygularını dile getiriyorlar. Genellikle tehdit, hakaret ve üzüntülerini belirtiyorlar. Hürriyet okuyucularından ancak birkaç tanesi Kemalizmin de tenkit edilebileceğini kabul ediyor; diğerleri buna şiddetle karşılar.
Ben, Hürriyet gazetesi internet sitesinde, Atilla Yayla’ya tepki gösteren bu 443 kişinin 100 kadarını inceleyerek yüzeysel bir değerlendirme yaptım. Aslında bu 443 yorum Atatürkçüleri anlamak için bir bilimsel araştırma konusu yapacak değerde bilgiler içeriyor. Bu yorumlar sosyal bilimlerle uğraşanlar tarafından ele alınarak bilimsel bir değerlendirme yapılabilir.

Genellikle Hürriyet’in Atatürkçü okurlarının Türkçeleri çok bozuk. Çoğunluk Atatürk’ün ismini bile imla kurallarına uygun yazamıyorlar. Ben, bazı ifadeleri anlaşılabilir hale getirmek için tırnak içindeki ifadelerde bazı düzeltmeler yapmak zorunda kaldım.

Yasakçılar ve Temizlikçiler
Bunlar çok kararlı Atatürkçüler, Atatürkçülüğe dönük herhangi bir düşüncenin dile getirilmesine tahammülleri yok. Kendileri gibi düşünmeyen insanların anında susturulmasından yanadırlar. Bunların yöntemi kolaya benziyor: Bu çeşit düşüncelerin yasaklanması ve böyle düşünenlerin üniversiteden temizlenmesi…

“Ünüversitelerimiz bu tür hocalardan temizlenmeli . Ünüversitelerimiz neden karışıyor. , öğrencilerin hepsi neden ayrı bir telden çaldıkları şimdi anlaşıldı.öğrencilerde şaşırdı valla.”

“Şimdiye kadar vatan hainleri için dış güçleri suçluyordum fakat içimizde düşman okumuş prof.dr. Olmuş haberimiz yok bu zat gazi ünüversitesin’den uzaklaştırılmalıdır.”

“Zerre kadar onur varsa, Atatürk’ün adını taşıyan bu üniversitede bir dakika durmaz.bu tür zatların akademik kariyerlerini nerelerde yaptıkları çok iyi incelenmelidir.kahvehanecilik yapamayacak düzeyde o kadar çok insana siyasi güdülerle akademik ünvanlar dağıtıldık ki insan artık bunlara şaşırmıyor.bu zatın bağlı olduğu üniversite yönetimi acil olarak harekete geçmelidir.”

“Mustafa Kemal Atatürk sayesinde, Atatürk düşmanı olarak dünyaya bakan gafil bir bedhahtır. üzerindeki kisvenin içine yakışmıyor bu şahsiyet.sayın Teziç’e duyurulur.”

“Atatürk fotoğrafını görmek istemeyenler terk etsinler memleketimi.”

“Dikkat et o heykellerin altında kalma yaylannnnn”

Tehditciler ve Korkutmacılar
Hürriyet’in Atatürkçü okuyucularının önemli bir kısmı tehdit ve korkutma yöntemini tercih ediyor. En güvendikleri silahları da, karşısındakini darbe ile korkutmak…

“Arkadaşlar hep beraber bu profösöre höt deyin bakın ne diyecek korkudan”

“Atatürk düşmanlarını durduracak gücümüz vardır. Bunların niyeti ab.yaranmak, çıkar elde etmek, din sömürüsü yapmak vs. İle bozgunculuk yapmak. Kemalistleri görüncede yurt dışına kaçmak. Sıkıysa kaçmayın.”

“Bu adam derhal özür dilemeli yoksa olacaklardan kendi sorumludur.”

“Derhal özür dilemeli, aksi takdirde tükrüklerimizde boğulur bu”

“Ulu önder Atatürk e uzanan eller kırılır”

“Günü gelince hesap sorar bu millet. Ali Kemalleri Damat Ferid’lerin başına gelenleri unutmasın. Bir gece ansızın gelebiliriz”

“Haydi İzmir’li Kubilay’lar. Bu prof’a karşı tavrınızı gösterin ve haddini bildirin.”

“Sen kimsinde Atamı ağzına alıyorsun ne yaptın bu vatan içinde başkasını yargılıyorsun bu ne cüret artık susturun şunları seni oraya çağırıp rağbet edende asıl suç”

“Tüm liboşlar bir araya gelseniz bile hiç bir şey olmaz. Cumhuriyet çocukları sizin gibileri bir kaşık suda boğar…”

“Böyle bir adamı prof. Yapan zihniyette onu oraya çıkaran zihniyette benim çocuklarımın geleceğini hazırlayamaz…izin vermiyorum…seneye herkes görecek bizim bunlara izin vermeyeceğimizi…”

“Bu hükümetin ve AB’nin maşasısın yazık sana hocalığına yazık yetiştirdiğin gençlere yazık varsa çoluk çocuğuna yazık sen kendine yazık etmişsin ziyan olmuşsun sen”

“Hoca hoca orda rahat konuşuyorsan Atatürk sayesinde konuşuyorsun. Sana okulda hocam diyorlarsa sana hocam diyenleri düşünmeye davet ediyorum hoca. Kendine iyi bak”

“Atatürk Olmasaydı”cılar
Bunlar Atatürk sayesinde var olduğumuza inanıyorlar. Bunlara göre Atatürk olmasaydı Türkler tarihten silinip gitmişti ve Türkiye diye bir devlet olmayacaktı. Bunlar, sürekli Atatürk’e minnet duygularımızı dile getirmemizi istiyorlar. Kemalizme yapılan herhangi bir eleştiriyi de Atatürk’e saldırı ve nankörlük olarak değerlendiriyorlar.

“Bu kara kafa, acaba atatürk olmasaydı bugün nerede,nasıl,hangi durumda olurdu? Acaba profesör olup, böyle bol keseden atabilirmiydi? Türkiye’yi ve türk insanını böyle kara kafalılardan sen koru tanrım.”

“Atatürk olmasaydı bakalım sen o kürsüde atıp tutabilecek miydin?”

“Atatürk olmasaydı bu adam bu lafları edemezdi. Çünkü cumhuriyet kurulmamış olacaktı ve esir bir ulusun ferdi olarak bu zat bu konuşmayı yapamayacaktı.”

“Atatürke karşı olanlar şunu bilsinler:onlar gene doğarlardı ama anne, babaları kim bilmezlerdi.minnettar olmaları gerekir.”

“Birde prof. olmuş, açaba Atatürk olmasa idi, sen nerde olacaktın, yada kim olacaktın.”

“Bu adam öğretim üyesimi şimdi yoksa cebine 2 kuruş verince istedigimiz hakkın da yorum yapan bir sahtekar mı senın atan bu vatan topragını kurtarmasaydı sen şimdi cakal gibi dolasıyordun”

“Ey zavallı adam, sen bu çağdaş devleti kuran, o küçümsediğin Mustafa Kemal Atatürk sayesinde varsın ve bu ülkenin ekmeğini yiyorsun. Sen o ünvana layık değilsin. Ülkeni sevmiyorsan nereye istersen oraya git. Belki sana da orhan pamuk gibi bir ödül verirler.”

“Kendini ne sanıyor bu adam.oturdugu koltukta oturabilir miydi mustafa kemal ataturk olmasaydı.” “Nankörsünüz!!!! Başınızda padişahlık yapsaydı sizde ümmet olsaydınız tekke zaviyeleri kapatmasaydı mutlu olurdunuz dimi bu millet zerre kadar ilerleyemeyecek herhalde yazık be!”

“Profesör, sanırım Atatürk’ün sayesinde profesör olduğunu unuttu.”

“Sen kimin kurduğu üniversitede profesörlük yapıyorsun?hiç düşündün mü?”

“Soruyorum bu adama,eger Atatürk olmasaydi kimim cocugu olurdu cok merak ediyorum ,İngilizin mi?Fransızın mı? Yoksa Yunanın mı?”

Kafayı İrticaya Takanlar
Bunlar Kemalizmi eleştiren herkesi mürteci kabul ediyorlar, Hayek’i vahhabi zannediyorlar. Bu olayı iktidar partisini yıpratmak, Tayyip Erdoğan’ı pes ettirmek için kullanmaya çalışıyorlar.

“Bu adam tam kara ses! Ne kadar dejenere oldugumuzun bir göstergesi…”

“Vahhabi kültürü ile yıkanmıs beyninizin size zorla soylettiklerini özümlediginizde umarım içiniz sızlamıstır.”

“Prof Atılla Yayla Atatürke dıl uzatma sen nasıl prof oldun yazıklar olsun sıze senın kafan sımsıyah sen cag dısı bır yobazsın”

“Akp milletvekili adamı oraya çağırmışsınız şimdi söylediklerine sahip çıkmıyor, şaşırıyorsunuz. Bu şahıs Atatürk’e karşı içindekileri kusmuş,sizde takiyye yapmayın atatürk hakkındaki gerçek düşüncelerinizi söyleyin!”

“Akp’den yine 3 ileriye 1 geriye taktigi,adami tanimiyormus, tanimaniz mühim degil mühim olan onun fikrini tanimaniz,neden Kemalizimi savunani deigil de Kemalizmi yere vurani davet ediyorsunuz demekki tanıyorsunuz.”

“Atatürke hakaret moda haline geldi. Bu prof kitap yazsin yok satar. Alicilari simdiden belli. sözleri AKP”yı baglamazmis bal gibi baglar. Paneli düzenleyen AKP..”

“Bu toplanti AKP’nin toplantisi degil mi? Atilla sizin davetliniz degil mi? Siz goruslerinden haberdar olmadiginiz kisileri mi cagiriyorsunuz toplantilariniza? Hadi ordan” “Iste akp nin cagirdigi profosor AKP den beter çıkar..”

Üniversiteye Yakıştıramayanlar
Bunlar üniversiteyi ve profesör unvanını fazla önemsiyorlar. Bunlar bilime çok önem verir gibi görünüyorlar, ama kendi bildikleri ve Kemalizmin kabulleri dışındaki bilgileri bilgiden saymıyorlar, “üniversiteleri Atatürk ilkelerine uygun çocuk yetiştirme yuvaları” sanıyorlar.

“Bu adam hemde Gazi Üniversitesinde prof. Öyle mi? Bu işin en acı yanıda bu olsa gerek.”

“Birde profesör olmuşsunuz, yazıklar olsun size!”

“Bu kişinin öğretim üyesi!! Olduğu yerin adı Gazi Üniversitesi. Hiç kimse anlatmamış mı kendisine bu üniversitenin adı nereden geliyor diye..”

“Gercek su: Bay Yayla (bir digeri prof Dincer) gibi pek cok Ataturk karsiti kimse Ataturk’un kurdugu okullardan prof unvanı alıyor. Bu is 12 Eylul’un eseri YÖK’le oldu. Universite ozerkligini yok edip bu adamlari okullara dolduranlar, bu unvanlari verenler utansin. Eserinizle ovünün.”

“Lanet olsun senın gıbı prof’a,,,,okumussun ama ıcın beynın bos… Atam, devrımlerının ve rejımının sahıbı ve bekcılerıyız.”

“Prof olmus, adam olamamis. Nasipsiz kalmis. Yalaka.”

“Prof. Boşuna eğitim almış. Ya da boşuna eğitim vermişler”

“Sahte prof dolu ortalık. Bunlardan prof olurmu”

“Sana prof. Diplomasını nasıl vermişler hayret ediyorum. Atatürkün adını taşıyan gazi üniversitesinde görev yapıyorsun, atatürk’e dil uzatıyorsun. Dil uzattığın o olmasaydı, sen ne olurdun acaba, hiç düşündün mü?”

Atatürkçü Olmayanları Vatan Haini Sayanlar

Bunlar için Atatürkçülük ne bir düşünce, ne de bir ideoloji… Bunlar Atatürkçülükle vatanseverliği eş tutuyorlar ve Atatürkçü olmayanları vatan haini sayıyorlar. Atatürkçülüğün olmadığı yerde vatanseverlikleri de bitiyor. Bunlar eskiden Türküm diyene faşist derlerdi, şimdi ise kendilerine “Çılgın Türkler” diyorlar.

“Bu kişi bugüne kadar Atatürk Türkiyesinde yaşayıp,benim verdiğim vergilerle karnınını doyurdu.ya aklından zoru var kontrol altına alınması lazım yada hakikaten vatan haini.”

“Bu sözde prof’da bazı vakıflarca yemleniyor ki atamıza saldırıyor.”

“Bu şahsiyete tek bir söz yakışır:şeref… Madem beğenmiyorsun paşa paşa gider yunan yada ermeni toprakları içinde yaşarsın!!!”

“Profesor unvani almis oldugu ulkenin tarihini, onder kisiliklerini AB ekseni uzerinden lekelemeye calismak hainlikten baska birsey degildir sevgili profesor…”

“Vatan haini değil de ya nesin.bizi gelişmiş medeniyetler seviyesine ulaştıracak yegane yolun atatürk yolu olduğunu nasıl inkar eder, Kemalizmi gericilik olarak nasıl nitelendirirsin.” “Atatürkü sevmeyen insan ülkeyi terk etsin”

“Profesör ünvanlı ama türklükten nasibini almamış bu arkadaşın hangi ideolojiye ve kimlere hizmet ettiğini anlamak güç değil”

“Türk adı altında reklam yapma yayla-dopolous…Profesör olmuşunuz ama Atatürkün binde biri bile olamazsınız.. Isterseniz atinaya geri dönebilirsiniz…”

“Türk evladı mı ki o”

Atilla Yayla’yı Cahil Bulanlar
Bunlara göre Atilla Yayla cahil ve bilgisiz olduğu için böyle konuşuyor. Bu kadar cahil birinin profesör olmasına da şaşırıyorlar. Atilla Yayla’nın cehaletinin önemli bir sebebi de “Şu Çılgın Türkler” i okumamış olması…

“Böyle zır cahiller de prof olabiliyor. Gaflet ve delaletin canlı örnegi işte budur.” “Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür.”

“Bu adam bir de professor ha. Hay sizin profesörlüğünüze.”

“Bu adam nasil profesör olur anlamam.. Azicik aklı ve zekası olsa böyle konusmazdı!”

“Bu adam profesör nasıl olmuş.onu profesör yapanları araştırıp soruşturmak gerek.”

“Bu kafa yapısındaki insanlar prof olmuş.ki vay bu ülkenin haline..”

“Ataturk’un ettigi laflarin binde birini etsin de görelim.”

“Mümkün olsa da bu efendiye ‘şu çılgın türkler’ i on defa okuyup bir de özet çıkarma cezası verilse. O da mı olmadı ‘tek adam’ ı, o da mı olmadı ‘memleketimden insan manzaraları’ nı… Biz ekmeğini suyunu vermeye devam ederiz nasıl olsa her ay..”

“Profösörü savunan bir kaç kişiye sesleniyorum! Şu çılgın türkleri okuyun ! Bilmemek ayıp değil okumamak ayıp !”

“Reklam ve siyasi-maddi menfaat ugruna bu ulkenin herseyi borclu oldugu kisiye saygisizlik eden bir gafil. Okumakla adam olmanin farkli seyler oldugunu gosteren bir numune daha…”

“Bu şahsın konuşmasından anlaşılıyorki okumakla adam olunmuyormuş. Demokrasi olmasaydı bu şahıs bu kadar saçmalama imkanını nerden bulabilecekti sorarım. Birde öğretim üyesi olacak kendisi kaç kuruşluk akla sahipki çocuklara öğretsin.”

“Bu prof., einstein’dan daha zeki olmalı(!)Einstein’ın “deha” dediği bir önderin ideolojisine gerici dediğine göre!!!”

“Türkiye’de profesörler dahi böyleyse,bilimin neden gelişmediği anlaşılıyor.”

“Bu nasıl elde ettiğini bilmediğim profesör ünvanlı şahsı bundan birkaç ay evvel bir televizyon tartışma programında izlemiştim. Bir liberalizmdir tutturmuş, sığ düşüncelerden başka düzgün bir fikir ortaya koyamayan, doğru düzgün bir cümle kuramayan bu adamda profesör olduysa bende ordinaryus profesör olurum demiştim kendi kendime.”

Atilla Yayla’ya Acıyanlar
Bunlar oldukça duygusal Atatürkçüler. Atilla Yayla gibi düşünen insanların olmasına üzülüyorlar ve onlara acıyorlar. Bazıları gösterilen tepkiden mutlu olmakla yetinirken, bazıları şiddetle kınıyor. İçlerinde üzüntüden kendini rakıya verenler de var.

“Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinde bu düşüncede bir akademisyenin bulunmasından dolayı vatandaş olarak son derece üzüntü duydum.”

“Okuduklarima inanamiyorum ,icler acisi bence ,bizim türkiyemiz atatürkumuzle var ,onunlada ilalebet kalacaktir ,yazmayin böyle haberleri,siddetle kiniyorum.”

“Evimin en önemli yerinde canım atamın posteri asılı ve her bakdıkca gurur duyuyorum,bu prof.kınıyorum”

“Iste internetin nimetleri….ne kadar cok seveni varmis Atamın…tepki yayıyor gercek agızlardan…bu aksam serefine bir kadeh rakı icecegim Atam ve senin icin bir mum yakacagim yolumuzu aydınlattıgın icin…. “

“Prof. olmuş adı duyulmamış garibimin, ne yapsın oda Atatürkten bir şekilde nemalanmak istiyor. Böyle küçük insanlara kızmayın arkadaşlar. Mutlaka bir hesabı vardır garibin.” “Yazık, prof sıfatına da ‘boşa geçirilmiş bir hayat’ anlamını yüklüyorlar. Atatürk’ü anlamayacak bir insan nasıl profesör olabilir!”

Başka Ülkelere Acıyanlar
Bunlar sokakları, meydanları Atatürk heykelleri ile dolu olmayan ülkelere acıyorlar.

“Yuh size sayın profösör! Başka ülkelerin Atatürk gibi liderleri oldu mu ki heykelini her tarafa koysunlar.”

“İngilizler talihsizlik bizden yana çünkü türkler mustafa kemal adında bir kişiye sahipler demiş.avrupa dan övgü duyduk bu güne kadar atatürk için ! Saptırmışın ,sapmışın sen!”

“Sapla samanı ayırt edemeyen bu zat nasıl profesör yapılmış anlaşılır gibi değil. Avrupanın atatürk kadar değerli lideri olmuş mu ki resimlerini assınlar!!!!”

“Herif dıyorkı: size soracaklar! Bende soruyorum o herife: Kımmıs bizi sorguya cekecek? Türk mılletini sorguya cekebılecek kim veya kimseler anasının karnından dogdu mu?”

Okuduğum yorumlardan Atatürkçülerin bu günlerde çok sinirli ve kaygılı olduğunu görüyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaşması, oraya AKP’lilerden birinin seçilmesi ihtimali Atatürkçüleri aşırı tedirgin ediyor. Adeta gerilim yaratmak için bahane arıyorlar. Atilla Yayla’nın AKP’lilerin tertiplediği bir toplantıda yaptığı konuşmayı da ortamı germek için kullanıyorlar. Gerilim daha da tırmandırılacak gibi…

Yazı kategorisi: Atatürkçülük | 4 Yorum »

KARİYER YÖNETİMİ

Yazan: mustafaemingul Ağustos 14, 2007

Sanayileşmiş ülkelerde meslek seçimi öğrenim hayatı içerisinde ve özellikle orta öğrenim döneminde gençlere bireysel kariyer planlaması uygulanarak meslek seçimlerinde yönlendirme ile gerçekleşmektedir. Türkiyede ise lise döneminden başlayarak kişinin kişilik özellikleri ve mesleki ilgi alanları göz önüne alınarak ciddi bir “bireysel kariyer planlaması” çalışması yapılmadığı için iş hayatına atılanların özellikle ilk 5-6 yıl içerisinde hayal kırıklıkları yaşayarak meslek değiştirme ihtiyacı hissettikleri gözlemlenmektedir. Ancak bu kişilerin pek çoğu başladıkları meslek alanlarında iş bulabildiklerinden “meslek” değil sadece “iş” değiştirmekle yetinmek zorunda kalmakta ve mesleki tatminsizlikleri tüm çalışma hayatları boyunca devam etmektedir.

Aslında bu konuda bir kuşak farkı olduğuda söylenebilir. 1960-1980 yılları arasında doğanlar yani “Generation X” dediğimiz kişiler Liyakata, ömür boyu bir şirkette çalışmaya, şirketine ve değerlerine bağlılığa önem veriyorlar. Bu kişilerin Kariyer Anlayışı ise klasik kariyer anlayışı. Şirketlerce yönlendiriliyorlar, Kariyer planlarını şirketler oluşturuyor ve beklentileri Şirketler tarafından yerine getirilmese dahi bu kişiler şirketlerinden kolay kolay ayrılmıyorlar.

1980den sonra doğan ve “Generation Next” dediğimiz yeni nesil ise kariyeri konusunda daha özgür düşünüyor ve iletişime önem veriyor, seçici, kendine güvenen, esnek çalışma ortamlarını tercih eden, yaratıcı, işe katkısını ve yaşamdaki sonuçlarını görmek isteyen kişiler. Bu yeni neslin Yeni Kariyer Anlayışı ise; Kariyer planlama bireysel, Şirketler bireyin kariyer planlarına cevap verebildiği sürece çalışmak için uygun yerler, Tatminsizlik durumunda ise iş değiştirmek kaçınılmaz.

Dolayısı ile nesiller arasında kariyer anlayışı açısından ciddi bir fark var. Bu farkın temelinde ise globalleşmenin getirdiği yeni ekonomik koşullar yatmakta. Geçmişte çalışanlar için iyi bir Şirkette iyi bir iş bulmak ve o şirketten emekli olmak önemli idi. Oysa artık şirketler rekabet güçlerini koruyabilmek için hızlı büyümek veya küçülmek ihtiyacını hissediyorlar, bu da çalışanlar için “iş güvenliğini” azaltıyor. Her an herkes işsiz kalabilir. Bu durumda kariyer değişimi kaçınılmaz oluyor. Bu kariyer değişikliği ise eğer mesleki tatminsizlikte varsa meslek değiştirme boyutlarına varabiliyor.

İnsanların Türkiyede kariyer değiştirme sebepleri:

Bunun üç önemli nedeni var. Öncelikle kişinin kendi özelliklerine, ilgi alanlarına, kişilik yapısına uygun olmayan bir meslek alanında çalışması nedeniyle ortaya çıkan “mesleki tatminsizlik”. Örneğin sadece popüler olduğu için bilgi teknolojileri-yazılım alanına yönelen bir kişi bir süre sonra eğer “sosyal ve girişimci” özellikler taşıyor ise çalıştığı işte mutlu olamıyor ve mesleğini değiştirme ihtiyacı hissediyor.

İkinci neden ise meslek alanlarının popülaritesinin değişmesi. Kişi çalıştığı işte mutlu olsa bile daha iyi gelir ve sosyal imkanlar getiren bir meslek alanına yönlenebiliyor.

Üçüncü neden ise belli meslek alanlarının kriz ortamlarından daha derin etkilenmesi. Örneğin bankacılık sektöründeki büyük daralma nedeniyle geçmişte bankalarda çalışan ve bugün işsiz olan kişiler farklı meslek alanlarında iş arayışlarına giriyorlar.

Kariyer değiştirmek isteyenlerin yapması gerekenler ve kariyer değiştirirken nelere dikkat edilmeli?

İlk önce “kariyer değişimi” bir zorunluluk olmalı. Her ne olursa olsun kişi çalıştığı meslek alanına ciddi bir yatırım yapıyor ve meslek değişimi bu meslek alanında yapılan yatırımların bir kısmının kullanılamamasına neden olacaktır.

İkinci dikkat edilmesi gereken konu seçilecek yeni meslek alanının kişinin ilgi alanlarına, eğitimine, kişilik özelliklerine uygun olması. Kariyer değişimi amaçlayan kişilere bu konuda bireysel kariyer danışmanlığı anlamında profesyonel destek almalarını öneriyoruz.

Üçüncü dikkat edilmesi gereken konu yeni meslek alanının eski meslek alanına mümkün olduğunca yakın olması. Eğer meslekler birbirine yakın ise eski meslek alanında kullanılan bazı becerilerin kolayca yeni meslek alanına “transfer edilmesi” mümkün olabiliyor. Örneğin bir bankada kambiyo bölümünde çalışan bir kişi eğer kişilik özellikleri uygunsa kolaylıkla bir dış ticaret şirketine geçebiliyor ve adaptasyon süresi çok kısa oluyor. Son olarak da seçilen yeni meslek alanının gelişen bir meslek alnı olmasına dikkat edilmeli. Bu meslek alanındaki gelişmeler kişinin mesleki motivasyonuna ciddi destek sağlayacaktır.

Kariyer değiştirme açısından ülkemizin gelişmiş ülkelerle karşılaştırması

Ülkemizde kariyer değiştirmek isteyenler bazı şanssızlıklarla baş etmek zorundalar. Öncelikle bireysel kariyer danışmanlığı kavramı Türkiyede çok yeni kurumsallaşmaya başlayan bir kavram. ABDde 1900lerde, Avrupa ülkelerinde ise 1930-1940 yılları arasında kariyer danışmanlığı merkezleri kurulmuş ve çalışanların özel avukat, aile doktoru gibi bireysel kariyer danışmanları (career agent) var. Oysa ülkemizde bu konuda danışmanlık veren kurumların sayısı henüz çok az. İkinci olarak da ülkemizde eleman alımı safhasında şirketlerin kariyer değiştirmek isteyenlere “olumsuz” gözlerle bakmaları. Oysa sanayileşmiş ülkelerde “başarılı” bir kariyer süreci için 8 - 10 iş ve/veya meslek değişikliği normal kabul ediliyor.

Krizin kariyer değiştirme üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi

Yaşanan ekonomik krizin doğal sonucu olan işsizlik oranının artması sebebi ile çalışmak ve para kazanabilmek kişiler açısından daha öncelikli amaç haline geldi dolayısı ile kişiler meslekleri ve deneyimleri dışında daha farklı işlerde çalışabiliyorlar. Maddi açıdan durumu iyi olan ve rahat geçinen kişilerse istedikleri gibi bir işe ulaşmak için bekliyorlar ve seçici davranıyorlar. Tabii ki krizin “ertelenmiş bir kariyer değişimi fırsatı” yarattığını da inkar edemeyiz. Meslek yaşamları boyunca iş veya meslek değiştirmek isteyen ancak buna cesaret edemeyen kişiler işsiz kaldıklarında bu fırsatı değerlendiriyorlar ve yeni meslek alanlarına yönelme, yeni işler bulma çabalarına giriyorlar. Kendi işini kurma çabası gösterenlerin sayısı da oldukça fazla. Bu konularda ciddi başvuru ve talep alıyoruz. Ancak elbette ki krizin iş imkanlarını daralttığı ve yeni yatırımların yapılması için riskli olduğu bir dönem olduğu gerçeği de unutulmamalı. Sanırım şu anda yaşadığımız dönem Türkiye açısından gerçek anlamda “işgücü realizasyonu” dönemi olacak. Bu kriz döneminde iş ve meslek alanları daha netleşecek ve çalışanlar daha doğru meslek alanlarına yönlenecekler.

Meslek değiştirmek isteyen kişilere önerimiz “profesyonel destek” yani bireysel kariyer danışmanlığı hizmeti almaları. Kariyer seçimi sanıldığı kadar kolay bir süreç değil ve bugünün şartlarında rastlantıya bırakılamayacak kadar önemli. Yanlış atılacak adımlar yarardan çok zarar verebiliyor. Profesyonel destek alınmadan yapılacak kariyer değişikliklerini biz “doktora gitmeden ilaç almaya” benzetiyoruz.

Türkiyedeki üniversiteliler, yeni mezun olanların çalışmayı tercih ettikleri şirketler :

Yeni mezunlardan, iyi üniversitelerden mezun ve iyi eğitim görmüş olanlar mutlaka uluslararası orta ve büyük ölçekli şirketlerde çalışmak istiyor. Her ne kadar bir kısmı pozisyon istekleri anlamında yüksek beklentiler içinde olsalar da bilinçli olanlar ve kariyerlerini doğru planlamış olan, kendilerini iyi analiz eden ve farkındalığı olan kişiler tercih edilmede diğerlerine karşı farklılığı yaratabiliyorlar. Uluslararası şirketlerin analiz ve seçim süreçleri uzun zaman alıyor ve doğru karar vermeye çalışıyorlar ve Assesment Center kurmuş olan firmalarda bu analizler gerçekleştiriliyor.

Son yıllarda öğrencilerin şirket ve sektör tercihinde ciddi bir değişiklik oldu mu?

Farklı eğitimler aldıkları için herkes aslında öncelikle kendi meslekleri konusundaki iş alanlarına yönelmeyi hedefliyorlar. Fakat iş olanakları kısıtlı olduğu için farklı alanlara da yönelim söz konusu. Tecrübe kazanmak önemli dolayısı ile başlangıç firması ve iş önemli bir faktör.

Son yıllarda IT sektörünün tercihinde ciddi anlamda bir artış sözkonusuydu. Teknik Bölümlerden mezun olmayanlar bile sertifika programları ile kendilerini yetiştirip IT pozisyonlarında yeralma arzu ve çabasındaydılar. Buradaki en önemli faktör IT Teknolojilerin neredeyse başdöndürücü hızla ilerlemesi ve buna paralel olarak da bu sektörlerdeki kazançları yüksek olması. Ancak Dünyada ve Türkiyede özellikle IT sektöründeki krizle birlikte bu sektöre olan eğilimde bir miktar azalma yaşanmakta. Bununla birlikte yeni mezunlar için halen gözde bir mesleki tercih.

Tercihlerde en göze çarpan diğer bir trend; :sosyal meslek gruplarına olan ilginin artması; örneğin İnsan Kaynakları, Halkla İlişkiler, Pazarlama, Uluslararası Temsilcilik gibi alanlarda daha önceki yıllara oranla gerçek bir ilginin artışı sözkonusu…. Yine Gıda ve Medikal Sektör, Dış Ticaret ile ilgili alanlar öğrencilerin en fazla ilgilerini çeken sektörlerin başında…

Öğrenciler, tercihleri eski ve köklü şirketler mi, yeni ve yaratıcı şirketler mi ?

Öğrenciler açısından yeni iş alanları, dinamik ve yaratıcı şirketler ön planda. Büyük organizasyonlarda pozisyon bulabilmenin zorluğunu biraz da kavramış durumdalar ve daha küçük yapılarda insiyatifin daha mümkün olabileceği ve kendilerini gösterebilecekleri deneyim kazanabilecekleri şirketlerin varlığından haberdar olmaya başladılar. İş fırsatlarından haberdar olabilmek artık sadece insan kaynakları gazeteleri ile sınırlı değil. İnternet önemli bir iletişim aracı ve danışmanlık şirketleri de bu arayışlara destek olabiliyor. Yurt dışında deneyim kazanmak isteyen kişiler de çoğunlukta. Mezun oldukları andan itibaren yurt dışında 1-2 yıllık master veya sertifika programlarına katılıyorlar ve çalışma imkanı bulabiliyorlar.

Öğrenciler (profesyonel adayları) için aslında en belirli olan özellik; iş hayatına biran önce atılabilmek. Bu nedenle çok seçici davranış biçimi gösteremeyebiliyorlar: eski ve köklü kuruluşlarda endişelerini daha rahat giderebileceklerini düşünerek tercih etseler de; (deneyimden yoksun olmaları nedeni ile) bu organizasyonlarda kendi açılarından yeralabilme güçlüğü ile tercihlerini yeni büyümekte olan organizasyonlardan yana kullanıyorlar.Profesyonel gözle ve güvenle -mesleki geleceğini düşünerek- bakabilenler yeni ve yaratıcı şirketlere yoğun olarak iş başvurularında bulunuyorlar.Genel perspektiften bakıldığında genç ve yaratıcı şirketler oldukça ağır basıyor yeni mezunların tercihlerinde…

Doğru ve Etkili İletişim İlkeleri İletişimde Etkili Olabilmek İçin:

Konuşurken bir sonraki aşamada neler söyleyecekleriniz hakkında merak uyandırmaya çalışın. Olumlu sözler kullanın. Pozitif olun. Dürüst samimi ve açık olun. İçten davranışlar sergileyin. Yazılı olarak sunmanız ve ifade etmenizin daha zor olacağını düşünün İlginin kaybolmaması için konuştuğunuz konunun özüne inin. Hitap önemlidir. Karşınızdaki kişiye ismi ile veya sen ya da siz ifadelerini sıkça kullanın. Güçlü ve etkili sözcükler kullanın. Kısa cümleler ve kısa paragraflar kullanın.

AYŞEN ARIDURU Fortune Danışmanlık A.Ş. Managing Partner

Yazı kategorisi: kişisel gelişim | Yorum Yok »

Hürriyet manşetinin anlamını bildik!

Yazan: mustafaemingul Ağustos 14, 2007


Çankaya’da başörtülü cumhurbaşkanı eşi tartışmalarını körükleyen Hürriyet, bugün ilginç bir manşete imza attı. Hürriyet, illere göre eşleri türbanlı milletvekillerinin listesini hazırladı.

Hürriyet manşetinin anlamını bildik! 

İllere göre eşleri türbanlı milletvekillerinin isim isim listesini hazırlayan Hürriyet, Çankaya Köşk’ünde başörtülü cumhurbaşkanı eşi tartışmalarının yaşandığı bir süreçte bunu manşete taşıması bir hayli anlamlıydı. Başörtüyü gündeme getiren Hürriyet kime mesaj yolluyordu?

İŞTE HÜRRİYET’İN UTANÇ VEREN ÇETELESİ

TBMM’de kadın milletvekili sayısının bu dönem bir önceki döneme göre katlanmasına karşın, eşleri türbanlı milletvekili sayısında ciddi bir azalma olmadı. 2002′de seçilen Meclis’te 274 milletvekilinin eşi türbanlıyken, yeni Meclis’te bu sayı 235 oldu.

MHP’li 6, DTP’li 1, BBP’li 1 ve bağımsız 1 milletvekilinin eşleri türbanlıyken, 226 AKP milletvekili eşi türbanlı. Bir önceki dönemde Meclis’e 363 milletvekiliyle giren AKP’de 238 milletvekili eşinin başı kapalıydı. Bu dönem AKP’nin çıkardığı milletvekili sayısının 341 olduğu düşünülürse AKP milletvekilleri arasında eşi türbanlı milletvekili oranının, yüzde 65′ten yüzde 66′ya yükseldiği ortaya çıkıyor. Ancak bu dönem AKP’den 30 kadın milletvekilinin meclise girdiği düşünülürse eşi türbanlı milletvekili oranı daha da yükseliyor.

Bu arada bir önceki dönemde CHP’li 1 milletvekilinin eşi türbanlıyken, bu sefer tek bir CHP milletvekilinin bile eşi türban takmıyor.

ÇARŞAFLI DA VAR

Eşleri tesettürlü olan AKP milletvekillerinden birinin eşi çarşaflı. Sakarya Milletvekili Recep Yıldırım’ın eşi Türkan Yıldırım, çevresinde de ‘Hoca’ lakabıyla tanınıyor.

Başlarını kapatanlardan 2’si çarşaftan türbana geçerken, 4 milletvekili eşi de evlendikten sonra türban takmaya başladı.

İllere göre eşleri türbanlı milletvekilleri

NOT: Parantez içi sayılar, ildeki toplam milletvekili sayısını göstermektedir.

ADANA (14): 6′dan 3′e düştü. AKP: Necdet Ünüvar’ın eşi Sare Ünüvar, Vahit Kirişçi’nin eşi Hanife Kirişçi, Ali Küçükaydın’ın eşi Firdevs Küçükaydın.

ADIYAMAN (5): 4′ten 3′e düştü. AKP: Hüsrev Kutlu’nun eşi Fulya Kutlu, Ahmet Aydın’ın eşi Zeliha Aydın, Mehmet Erdoğan’ın eşi Şükran Erdoğan.

AFYON (7): 3′ten 4′e çıktı. AKP: Ahmet Koca’nın eşi Nuray Koca, Sait Açba’nın eşi Nurdide Açba, Veysel Eroğlu’nun eşi Hatice Eroğlu, Zekeriye Arslan’ın eşi Fatma Aslan.

AĞRI (5): 2′den 1′e düştü. AKP: Abdulkerim Aydemir’in eşi Hazal Aydemir.

AMASYA (3): 2 kaldı. AKP: Akif Gülle’nin eşi Songül Gülle, Avni Erdemir’in eşi Tekmile Erdemir.

ANTALYA (13): 3′ten 1′e düştü. AKP: Mehmet Ali Şahin’in eşi Saniye Şahin.

ARDAHAN (2): 1′di hiç kalmadı.

ARTVİN (2): Yoktu, 1 oldu. AKP: Ertekin Çolak’ın eşi Safiye Çolak.

AKSARAY (4): 3′te kaldı. AKP: Ali Rıza Alaboyun’un eşi Gönül Alaboyun, Ruhi Açıkgöz’un eşi Gülkderen Açıkgöz.

MHP: Osman Ertuğrul’un eşi Pembe Ertuğrul.

AYDIN (8): 2′de kaldı. AKP: Atilla Koç’un eşi Şadiye Koç, Mehmet Erdem’in eşi Füsun Erdem.

BALIKESİR (8): 5′ten 3′e düştü. AKP: Edip Uğur’un eşi Nurgül Uğur, İsmail Özgün’ün eşi Ayşe Özgün, Ali Osman Sali’nin eşi Hatice Sali.

BATMAN (4): 2′den 1′e düştü. AKP: Ahmet İnal’ın eşi Ayhan İnal, Mehmet Emin Ekmen’in eşi Hüsmagül Ekmen.

BARTIN (2): Hiç olmadı.

BAYBURT (2): 1′de kaldı. AKP: Fettani Battal’ın eşi Handan Battal.

BİLECİK (2): 1′de kaldı. AKP: Fahrettin Poyraz’ın eşi Nurten Poyraz.

BİNGÖL (3): 2′de kaldı. AKP: Cevdet Yılmaz’ın eşi Tülay Yılmaz, Kazım Ataoğlu’nun eşi Saadet Ataoğlu.

BİTLİS (4): 3′te kaldı. AKP: Zeki Ergezen’in eşi Saime Ergezen, Vahit Kiler’in eşi Sena Kiler, Cemal Taşar’ın eşi Servet Taşar.

BOLU (3): 3′te kaldı. AKP: Metin Yılmaz’ın eşi Nursel Yılmaz, Yüksel Coşkunyürek’in eşi Ayşe Coşkunyürek, Fatih Metin’in eşi Aynur Metin.

BURDUR (3): 1′de kaldı. AKP: Bayram Özçelik’in eşi Melike Özçelik.

BURSA (16): 11′den 8′e düştü. AKP: Faruk Çelik’in eşi Beyhan Çelik, Altan Karapaşaoğlu’nun eşi Sevgi Karapaşaoğlu, Hayrettin Çakmak’ın eşi Melihat Çakmak, Mehmet Emin Tutan’ın eşi Nursel Tutan, Sedat Kızılcıklı’nın eşi Behiye Kızılcıklı, Ali Kul’un eşi Nazmiye Kul, Ali Koyuncu’nun eşi Esra Koyuncu, Mehmet Ocaktan’ın eşi Şükran Ocaktan.

ÇANAKKALE (4): 1′den 2′ye çıktı. AKP: Mehmet Daniş’in eşi Sabriye Daniş. MHP: Mustafa Kemal Cengiz’in eşi Ayşe Cengiz.

ÇANKIRI (3): 3′den 1′e düştü. AKP: Nurettin Akman’ın eşi Esma Akman.

ÇORUM (5): 4′te kaldı. AKP: Agah Kafkas’ın eşi Hacer Kafkas, Cahit Bağcı’nın eşi Leyla Bağcı, Murat Yıldırım’ın eşi Neriman Yıldırım, Ahmet Aydoğmuş’un eşi Nagihan Aydoğmuş.

DENİZLİ (7): 1′den 2′ye çıktı. AKP: Mehmet Salih Erdoğan’ın eşi Suriye Erdoğan, Mithat Ekici’nin eşi Gülsüm Ekici.

DİYARBAKIR (10): 7′den 5′e düştü. AKP: Mehdi Eker’in eşi Yasemin Eker, Abdurrahman Kurt’un eşi Gülay Kurt, İhsan Arslan’ın eşi Halise Arslan, Ali İhsan Merdanoğlu’nun eşi Nebahat Merdanoğlu, Osman Aslan’ın eşi Leyla Aslan.

DÜZCE (3): 1′den 2′ye çıktı. AKP: Celal Erbay’ın eşi Kadriye Erbay, Metin Kaşıkoğlu’nun eşi Ayşe Kaşıkoğlu.

EDİRNE (4): Hiç olmadı.

ELAZIĞ (5): 3′ten 2′te düştü. AKP: Hamza Yanılmaz’ın eşi Müjgan Yanılmaz, Faruk Septioğlu’nun eşi Berna Septioğlu.

ERZİNCAN (3): 2′de kaldı. AKP: Binali Yıldırım’ın eşi Semiha Yıldırım, Sebahattin Karakelle’nin eşi Sevgi Karakelle.

ERZURUM (7): 6′dan 5′e düştü. AKP: Recep Akdağ’ın eşi Fatma Şeyma Akdağ, Muzaffer Gülyurt’un eşi Nesrin Gülyurt, İbrahim Kavaz’ın eşi Leyla Kavaz, Sadrettin Aydın’ın eşi Günay Aydın, Muhyettin Aksak’ın eşi Nurhayat Aksak.

ESKİŞEHİR (6): 2′de kaldı. AKP: Kemal Unakıtan’ın eşi Ahsen Unakıtan, Hasan Murat Mercan’ın eşi İnci Mercan.

GAZİANTEP (10): 4′de kaldı. AKP: Mehmet Erdoğan’ın, eşi Fatma Erdoğan, Halil Mazıcıoğlu’nun eşi Şule Mazıcıoğlu, Mahmut Durdu’nun eşi Ayşe Durdu, Mehmet Sarı’nın eşi Betül Sarı.

GİRESUN (5): 4′ten 3′e düştü. AKP: Nurettin Canikli’nin eşi Hatice Canikli, Hacı Hasan Sönmez’in eşi Sevim Sönmez, Ali Temür’ün eşi Şengül Temür.

GÜMÜŞHANE (2): 2 iken hiç kalmadı.

HAKKÁRİ (3): 1 iken hiç kalmadı.

HATAY (10): 3′ten 5′e çıktı. AKP: Sadullah Ergin’in eşi Şükran Ergin, Orhan Karasayar’ın eşi Dilek Karasayar, Mustafa Öztürk’ün eşi Nilgün Öztürk, Abdulhadi Kahya’nın eşi Sümeyya Kahya, Fevzi Şanverdi’nin eşi Sevinç Şanverdi.

IĞDIR (2): Yoktu 1 oldu. AKP: Ali Güner’in eşi Sabiha Güner.

ISPARTA (5): 2′den 1′e düştü. AKP: Haydar Kemal Kurt’un eşi İclal Kurt.

KARABÜK (3): 1′den 2′ye çıktı. AKP: Mehmet Ceylan’ın eşi Zaide Ceylan, Cumhur Ünal’ın eşi Muazzez Ünal.

KARAMAN (3): 2′den 3′e çıktı. AKP: Lütfi Elvan’ın eşi Zeliha Elvan, Mevlüt Akgün’ün eşi Fatma Akgün. MHP: Hasan Çalış’ın eşi Ayşe Çalış.

KARS (3): 1′de kaldı. AKP: Zeki Karabayır’ın eşi Hanım Karabayır.

KASTAMONU (4): 2′den 1′e düştü. AKP: Musa Sıvacıoğlu’nun eşi Münevver Sıvacıoğlu.

KAYSERİ (8): 6′da kaldı. AKP: Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, Sadık Yakut’un eşi Sadiye Yakut, Taner Yıldız’ın eşi Selma Yıldız, Yaşar Karayel’in eşi Hatice Karayel, Mustafa Elitaş’ın eşi Kevser Elitaş, Ahmet Öksüzkaya’nın eşi Zehra Öksüzkaya.

KIRKLARELİ (3): 1′de kaldı. AKP: Gökhan Sarıçam’ın eşi Nihal Sarıçam.

KIRŞEHİR (3): 3′ten 2′ye düştü. AKP: Abdullah Çalışkan’ın eşi Şeyda Çalışkan, Mikail Arslan’ın eşi Nilgün Arslan.

KOCAELİ (9): 4′ten 5′e çıktı. AKP: Nihat Ergün’ün eşi Güner Ergün, Osman Pepe’nin eşi Birgül Pepe, Fikri Işık’ın eşi Nigar Işık, Eyüp Ayar’ın eşi Havva Ayar, Muzaffer Baştopçu’nun eşi Hale Baştopçu.

KONYA (16): 11′den 9′a düştü. AKP: Sami Güçlü’nün eşi Emine Güçlü, Hasan Angı’nın eşi Ayşe Angı, Özkan Öksüz’ün eşi Hatice Öksüz, Harun Tüfekçi’nin eşi Fatma Tüfekçi, Kerim Özkul’un eşi Emine Türkan Özkul, Abdullah Çetinkaya’nın eşi Nezihe Çetinkaya, Mustafa Kabakçı’nın eşi Şerife Kabakçı, Ahmet Büyükakkaşlar’ın eşi Nimet Büyükakkaşlar, Muharrem Candan’ın eşi Feride Candan.

KÜTAHYA (6): 6′dan 5′e düştü. AKP: Soner Aksoy’un eşi Hale Aksoy, Hüsnü Ordu’nun eşi Funda Ordu, Hasan Fehmi Kinay’ın eşi Reyhan Kinay, Hüseyin Tuğcu’nun eşi Aynur Tuğcu. MHP: Alim Işık’ın eşi Fadime Işık.

KIRIKKALE (4): 2′de kaldı. AKP: Mustafa Özbayrak’ın eşi Selma Özbayrak, Turan Kıratlı’nın eşi Filiz Kıratlı.

KİLİS (2): 1′den 2′ye çıktı. AKP: Hasan Kara’nın eşi Gülsen Kara, Hüseyin Hevecioğlu’nun eşi Nurdan Hevecioğlu.

MALATYA (7): 3′ten 5′e çıktı. AKP: Mücahit Fındıklı’nın eşi Tülay Fındıklı, Ömer Faruk Öz’ün eşi Filiz Öz, İhsan Koca’nın eşi Sema Koca, Fuat Ölmeztoprak’ın eşi Sadiye Ölmeztoprak, Mehmet Şahin’in eşi Rukiye Şahin.

MANİSA (10): 5′ten 4′e çıktı. AKP: Bülent Arınç’ın eşi Münevver Arınç, Hüseyin Tanrıverdi’nin eşi Fatma Tanrıverdi, Mehmet Çerçi’nin eşi Melek Çerçi, Recai Berber’nin eşi Rezzan Berber.

MERSİN (12): 1′den 2′ye çıktı. AKP: Ali Er’in eşi Zehra Er, Ömer İnan’ın eşi.

KAHRAMANMARAŞ (8): 5′de kaldı. AKP: Veysi Kaynak’ın eşi Şule Kaynak, Nevzat Pakdil’in eşi Selma Pakdil, Avni Doğan’ın, eşi Sevim Doğan, Fatih Arıkan’ın eşi Fatma Sadiye Arıkan, Cafer Tatlıbal’ın eşi S******* Tatlıbal.

MARDİN (6): 3′ten 2′ye düştü. AKP: Süleyman Çelebi’nin eşi Nedret Çelebi, Mehmet Halit Demir’in eşi Nurşen Demir.

MUĞLA (6): Yoktu 2 oldu. AKP: Mehmet Nil Hıdır’ın eşi Bedia Hıdır, Yüksel Özden’in eşi Semiha Özden.

MUŞ (4): 4′ten 2′ye düştü. AKP: Medeni Yılmaz’ın eşi Burçin Yılmaz, Seracettin Karayağız’ın eşi Seher Karayağız.

NEVŞEHİR (3): 2′den 3′e çıktı. AKP: Ahmet Feralan’ın eşi Gülderen Feralan, Rıtvan Köybaşı’nın eşi Hayat Köybaşı, Mahmut Dede’nin eşi Mediha Dede.

NİĞDE (3): 2′den 1′e düştü. MHP: Mümin İnan’ın eşi Ayşe İnan.

ORDU (7): 4′ten 5′e çıktı. AKP: Mehmet Hilmi Güler’in eşi Mehtap Güler, Eyüp Fatsa’nın eşi Katibe Fatsa, Enver Yılmaz’ın eşi Yeter Yılmaz, Mustafa Hamarat’ın eşi Gülten Hamarat, Ayhan Yılmaz’ın eşi Zeliha Yılmaz.

OSMANİYE (4): 2 iken hiç kalmadı.

RİZE (3): 3′ten 2′ye düştü. AKP: Ali Bayramoğlu’nun eşi Havva Bayramoğlu, Lütfü Çırakoğlu’nun eşi Hanife Çırakoğlu.

SAKARYA (6): 6′dan 5′e düştü. AKP: Şaban Dişli’nin eşi Aynur Dişli, Hasan Ali Çelik’in eşi Semiha Çelik, Ayhan Sefer Üstün’ün eşi Nuray Üstün, Erol Aslan Cebeci’nin eşi Raife Cebeci, Recep Yıldırım’ın eşi Türkan Yıldırım (çarşaflı).

SAMSUN (9): 7′den 5′e düştü. AKP: Mustafa Demir’in eşi Ümmühan Demir, Cemal Yılmaz Demir’in eşi Güler Demir, Suat Kılıç’ın, eşi Melike Nur Kılıç, Ahmet Yeni’nin, eşi Emine Yeni, Fatih Öztürk’ün eşi Mukaddes Öztürk.

SİİRT (3): 3′ten 1′e düştü. AKP: Afif Demirkıran’ın eşi Elif Demirkıran.

SİNOP (3): 2′den 1′e düştü. AKP: Abdurrahman Dodurgalı’nın eşi Fatma Dodurgalı.

SİVAS (6): 5′den 4′e düştü. AKP: Mehmet Mustafa Açıkalın’ın eşi Sadet Açıkalın, Selami Uzun’un eşi Özlem Uzun, Osman Kılıç’ın eşi Sabiha Kılıç. BBP: Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu.

ŞIRNAK (3): 3′ten 1′e indi. AKP: Abdullah Veli Seyda’nın eşi Münevver Seyda.

TEKİRDAĞ (5): 2′de kaldı. AKP: Ziyaeddin Akbulut’un eşi Adviye Akbulut, Necip Taylan’ın eşi Fatma Taylan.

TOKAT (7): 5′ten 4′e düştü. AKP: Şükrü Ayalan’ın eşi Ayşegül Ayalan, Zeyid Aslan’ın eşi Nuran Aslan, Osman Demir’in eşi Fatma Demir, Hüseyin Gülsün’ün eşi Günnur Gülsün.

TRABZON (8): 4′te kaldı. AKP: Asım Aykan’ın eşi Fatma Aykan, Kemalettin Göktaş’ın eşi Ayşe Göktaş, Mustafa Cumur’un eşi Halise Cumur, Cevdet Erdöl’ün eşi Şaziyet Erdöl.

TUNCELİ (2): Hiç olmadı.

ŞANLIURFA (11): 6′dan 8′e çıktı. AKP: Zülfikar İzol’un eşi Suna İzol, Eyyüp C. Gülpınar’ın eşi Asuman Gülpınar, Yahya Akman’ın eşi Şule Y. Akman, A. Müfit Yetkin’in eşi Emine Yetkin, Abdülkadir Önen’in eşi Pınar Önen, Mustafa Kuş’ın eşi Avaş Kuş. DTP: İbrahim Binici’nin eşi Hanım Binici. BAĞIMSIZ: Seyyit Eyyüpoğlu’nun eşi Zeliha Aksoy.

UŞAK (3): 2′de kaldı. AKP: Mustafa Çetin’in eşi Ayşe Çetin, Nuri Uslu’nun eşi Fadime Uslu.

VAN (7): 4′de kaldı. AKP: Hüseyin Çelik’in eşi Şahsenem Çelik, İkram Dinçer’in eşi Serap Dinçer, Kerem Altun’un eşi Hürriyet Altun, Kayhan Türkmenoğlu’nun eşi Gülhacer Türkmenoğlu.

YALOVA (2): Yoktu 1 oldu. AKP: İlhan Evcin’in eşi Mine Evcin.

YOZGAT (6): 5′te kaldı. AKP: Mehmet Çiçek’in eşi Zehra Çiçek, Bekir Bozdağ’ın eşi Mine Bozdağ, Abdülkadir Akgün’ün eşi Hülya Akgün, Mehmet Yaşar Öztürk’ün eşi Zuhal Öztürk. MHP: Mehmet Ekici’nin eşi Safiye Ekici.

ZONGULDAK (5): 2′de kaldı. AKP: Polat Türkmen’in eşi Nuran Türkmen, Fazlı Erdoğan’ın eşi Saniye Erdoğan.

TESEV’in araştırmasına göre tesettürlü vatandaş oranı yüzde 10 düştü

TESEV’in 1999′da yaptırıp sonuçlarını 2000′de yayımladığı ankette, Türkiye’de kadınların yüzde 73′ü’nün sokağa çıkarken başını örttüğü yer almıştı. Bunların sadece yüzde 13′ü türbandı, yüzde 3.5′i çarşaf giyiyordu. TESEV 2006′da bu anketi Doçent Ali Çarkoğlu’na tekrarlattı. Bu ankete göre, başını örten kadın sayısı, 1999′daki yüzde 73′ten, yüzde 63′e düşmüş. Aynı dönemde türbanlı kadın oranı da yüzde 13′ten 11′e gerilemiş. Çarşaf giyen kadın oranı ise yüzde 3.5′ten yüzde 1′ler seviyesine inmiş. Milliyet’in Tarhan Erdem ve A&G Araştırma Şirketi’ne Mayıs 2003′te yaptırdığı türban araştırmasına göre ise, Türkiye’deki hanelerin yüzde 77.2’sinde kadınlar başını kapatıyor. Ancak bunlardan sadece yüzde 5′i taktığı örtüye türban diyor. Halkın yüzde 70′i türbanın laiklik karşıtı olmadığını düşünüyor. Kadınların yüzde 64′ü, sokağa çıkarken, evinin dışında başını kapatıyor. Evlilerde yüzde 73 olan başını kapama, bekárlarda yüzde 34′e iniyor. Başını örtenler arasında gazete okuduğunu söyleyenler yüzde 30′un biraz üstündeyken, örtmeyenlerin yüzde 78′i okuduğunu söylemekte.

Üç büyük kentte türbanlı vekil eşi 43′ten 30′a indi

ANKARA 1. BÖLGE (15): 7′den 6′ya düştü. AKP: Cemil Çiçek’in eşi Gülşen Çiçek, Ali Babacan’ın eşi Zeynep Babacan, Bülent Gedikli, Mehmet Zekai Özcan, Faruk Koca ve Burhan Kayatürk’ün eşleri.

ANKARA 2. BÖLGE (14): 4′ten 2′ye düştü. AKP:Salih Kapusuz ve Haluk İpek’in eşleri.

İSTANBUL 1. BÖLGE (24): 11′den 8′e düştü. AKP: Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, İrfan Gündüz’ün eşi Hayriye Gündüz, Mustafa Ataş’ın eşi Güler Ataş, Nusret Bayraktar’ın eşi Nebahat Bayraktar, Mehmet Sekmen’in eşi, Hüseyin Besli’nin eşi Emine Besli, İdris Güllüce’nin eşi Fatma Güllüce, Mehmet Beyazıt Denizolgun’un eşi.

İSTANBUL 2. BÖLGE (21): 7′den 4′e düştü. AKP: Hayati Yazıcı’nın eşi Selma Yazıcı, Burhan Kuzu’nun eşi Azime Kuzu, Ömer Dinçer’in eşi Esma Dinçer, Recep Koral’ın eşi Zeynep Koral.

İSTANBUL 3. BÖLGE (25): 11′den 8′e düştü. AKP: Abdülkadir Aksu’nun eşi Emine Aksu, İdris Naim Şahin’in eşi Nadide Şahin, Mehmet Müezzinoğlu’nun eşi Faize Müezzinoğlu, Feyzullah Kıyıklık’ın eşi Sevil Kıyıklık, Nazım Ekren, Lokman Ayva, Ünal Kacır, Fuat Bol’un eşleri.

İZMİR 1. BÖLGE (12): 1′de kaldı. AKP: Mehmet Tekelioğlu’nun eşi Hatice Tekelioğlu (Abdullah Gül’ün kardeşi).

İZMİR 2. BÖLGE (12): 2′den 1′e düştü. AKP: İsmail Katmerci’nin eşi Meral Katmerci.

Hürriyet

Yazı kategorisi: güncel, millet vekilleri | Yorum Yok »

Japon Firmalarının Yönetim ve Başarı Sırları

Yazan: mustafaemingul Ağustos 14, 2007

 

Japonya, ekonomik anlamda şüphesiz dünyanın en önemli güç odaklarından birisi. Teknoloji anlamındaki üstünlüklerini, her alanda dahice geliştirerek mevcut dünyada sarsılması güç bir imparatorluk kuruldu Japon firmalarınca. Peki Japon firmalarının bu başarılarının altındaki sır nedir? Aslında ufak bir araştırmayla bunu anlamak hiç de zor değil. Tamamen emekçi merkezli bir yönetim tarzı, şeffalık, eşitlik, maddi imkanlar ve en önemlisi “ömür boyu istihdam” kavramları sanırım bu başarıyı açıklamaktadır. firma-çalışan uyumunun en üst noktada sağlanmış olması ve işçilerin, çalıştıkları firmaları aile kurumu gibi görmeleri, sürekli yüksek verimlilikle çalışmalarını ve uzun soluklu bir çalışma dönemi oluşturmalarını sağlamaktadır. Japon yönetim sisteminin öne çıkan bazı unsurlarını açıklamak gerekirse;

KAIZEN:
Bugün dünyada Japon şirketlerinin başarısı hepimizce biliniyor. Özellikle otomotiv, elektrik ve elektronik alanlarında Japon şirketlerindeki inanılmaz büyüme bütün dünyanın ilgisini çekiyor. Japonya’da şirket yönetiminde elde edilen başarının sırlarını öğrenmek ve bunu uygulamak tabii ki çok önem taşıyor. Dünyanın en başarılı şirketleri Japonya’daki şirketlerin yapısını, çalışma sistemini ve ilkelerini yakından izliyorlar.

Japon şirketlerini başarıya götüren şey ne tek başına insan, ne de sistemdir. Japon yönetimindeki başarının sırrı “organizasyon kültürü” ya da “organizasyon/şirket iklimi” nde aranmalıdır. Organizasyon kültürü bir organizasyondaki tüm unsurları içermektedir. Üst yönetim, çalışanlar, araç-gereç, sistem, çevre ve saire. Bu unsurların hiç biri tek başına bir organizasyonu başarıya götüremez. Çok iyi yetişmiş, kalifiye insangücü kendisine değer vermeyen, motive etmeyen, takdir etmeyen ve ödüllendirmeyen bir yönetimde yüksek performans gösteremez. Üst yönetimin vizyon ve misyon sahibi olması çok önemlidir. Vizyon olmadan misyon olmaz; misyon olmadan da gerçekleştirilmesi öngörülen hedefe, yani vizyona ulaşılamaz. Organizasyondaki sistem ve bu sistemin kuralları çok önemlidir. Oyunun kurallarının açık ve adil olarak belirlenmediği hiç bir organizasyon mucizevi bir başarıyı yakalayamaz. İyi bir oyun için hem oyuncuların hem de oyunun kurallarının iyi olması gerekir. Özetle, insan kalitesi ve sistem (kural) kalitesi olmadan yüksek performans ve başarı hayaldir. Japonya’daki organizasyonları analiz eden uzmanlar bu ülkede insan ve sistem kalitesine genellikle önem verildiğini ifade etmektedirler.

Japon yönetim anlayışında şirket kültüründe 7 ilkenin çok önem taşıdığını söyleyebiliriz. Bu yedi ilkenin ilki ve bana göre en önemlisi KAİZEN felsefesidir. Kaizen Japonca “sürekli gelişme” anlamına gelmektedir. Gelişme bir defaya mahsus olduğunda elde edilen kazanımlar da bir defaya mahsustur. Tedrici gelişme ise yavaş ve çoğu kez atalete dönüşen bir gelimedir. Önemli olan organizasyonda önce şirket kültürünün tüm unsurlarını tanımak ve buna inanmaktır. Bundan sonra hızlı ve radikal bir değişim gereklidir. Bu radikal değişimin sonucu olarak organizasyon performansında bir “atılım” ya da “sıçrama” sözkonusu olacaktır. İşte bu aşamada herşey bitmiş değildir. Yapılması gereken hiç durmaksızın bu gelişme performansını sürdürmektir. Bunun için de KAİZEN felsefesine inanmak gerekir.

KESSAI:
Japon şirket kültüründe ikinci önem taşıyan unsur KESSAİ’dir. Bu kavram yönetim biliminde “ekip çalışması” ve “sinerjik yönetim” olarak anlatılan felsefeyi ifade ediyor. Kessai, organizasyonda ekip çalışmasına, consensus’a dayalı karar verme ilkesine, çalışanların her seviyede karar alma sürecine katılımının teşvik edilmesine, diyalog ve iletişime önem verilmesini öneriyor.

KAISHA (KYOSEI):
Japon yönetimindeki başarının üçüncü sırrı Japonların KAISHA ya da KYOSEI olarak adlandırdıkları felsefedir. Kyosei, Japonca “ortak yaşama” anlamına geliyor. Yani, bir şirkette aile yaşamına benzer dayanışma mevcut olmalıdır. Japonlar, çalıştıkları şirketi bir ikinci yuva olarak görme eğilimindedir. Şüphesiz, ailesinden memnun olmayan bir çocuğun evini terketmesi gibi çalıştığı organizasyondan memnun olmayan bir kimsenin işden ayrılması da doğaldır. Ancak burada önemli olan “müşteri memnuniyetinden” önce “çalışanların memnuniyeti” dir. Çalışanları mutlu olmayan bir şirkette müşterileri memnun etmek de zorlaşır. Dolayısıyla önce çalışanlara bir insan olarak değer vermeliyiz.

POKA YOKE:
Japonların POKA YOKE adını verdikleri anlayış büyük önem taşıyor. Poka Yoke, hatayı baştan önlemek için tedbir almak demek. Poke Yoke ile iş başında ürünün dizaynını üretim sürecinde hata ortaya çıkarmayacak ve “hata geçirmez” bir özellikte yapmaya çalışmak anlamına geliyor.

JIDAKO:
JİDAKO; üretimde hataları bulmaya çalışan bir mekanizmaya verilen isimdir. Jidako, Üretimde hataların saptanması halinde üretimin otomatik olarak durdurulmasını sağlayan bir mekanizma. Japonların önceden problem çözme konusunda gösterdikleri bu anlayış Japon şirketlerinde başarı için tahmin edildiğinden çok daha fazla önem taşıyor. Bu anlayış organizasyonda israf ve savurganlıkları azaltarak etkinliği ve verimliliği artırıyor. Amerikalılar son yıllarde bu anlayışa “SIFIR HATA” akımı adını vermişlerdir. Philip Crosby adındaki bir yönetim uzmanı bu akımın Amerika’daki öncülerinden biri olarak kabul ediliyor.

HOSHIN:
Japon yönetim kültüründe önem taşıyan diğer bir ilke “HOSHIN” kavramı ile ifade ediliyor. HOSHİN, plana dayalı bir yönetimi ifade ediyor. Japonların bu anlayışı son yıllarda yönetim biliminde daha bilimsel olarak “Stratejik Yönetim” konsepti ile inceleniyor.

DONTOTSU:
Japon şirket kültüründe DONTOTSU adı verilen ilke önem taşıyor. DONTOTSU, “en iyinin en iyisi”ni bulmaya çalışma ve bunu organizasyona uyarlama anlamına geliyor. Başarılı şirketleri ve organizasyonları tanıyarak bunlardan yeni şeyler öğrenme ve bunları uygulama organizasyonda başarı ve performans düzeyinin yükseltilmesi için büyük önem taşıyor. Son yıllarda yönetim bilimi alanında bu ilke “BENCHMARKING” adı altında başarılı şirketlerde tatbik ediliyor. Tüm dünyada başarılı şirketler Japonların Dontotsu adını verdikleri yöntemi uygulamaya çalışıyorlar.

Kaynak: C.C.Aktan, “Japon Yönetimindeki Başarının Sırları”, Ekonomik Forum Dergisi, Yıl 5, Sayı 6, Haziran-1998. s.50-52
Alıntı: canaktan.org

Yazı kategorisi: bilgi çöplüğü, kişisel gelişim | 1 Yorum »

İLGİNÇ BİLGİLER

Yazan: mustafaemingul Ağustos 14, 2007

Bir karınca kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilir
Arılar yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorunda.
Hamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde hiçbir değişime uğramamışlardır.
Bir mayıs sineğinin ömrü sadece birkaç saattir.
Kangurular geri geri yürüyemezler.
Penguenler, enerji tasarrufu yapmak için sarkaç hareketiyle yürür.
Dünyada insan başına düşen karınca sayısı 1 milyondur.
Filler, zıplamayan tek memelidir.
Bir inek, hayatı boyunca yaklaşık 200 bin bardak süt üretir.
Erkek penguenler kuluçkaya yattığı 4 ay boyunca hiçbir şey yemez.
Dünyada yaşayan aşağı yukarı 1 milyon böcek türü var, her yıl aşağı yukarı 8 bin yeni tür keşfediliyor.
Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. Bu oranı tutturmak için   insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gerekir.
10 gramlık bir sümüklü böcek, 1 kilogramlık yükü çekebilir.
Fare, bir deveden bile daha uzun süre susuz kalabilir.
Son 4 bin yılda herhangi bir yeni hayvan evcilleştirilmedi. <******><!– D(["mb","
Dişi morina balığı yılda yaklaşık 4 milyon adet yumurtlar.
Göç eden kuşlar (V) biçiminde sıralanarak uçar ve bu sayede harcadıkları enerjiden yüzde 23 tasarruf sağlar.
Yılda 100 milyon köpekbalığı, sadece yüzgeçleri için öldürülüyor.
Bir yıl içinde bir milyon balıkçıl kuş ve 100 bin deniz memelisi ve deniz kaplumbağası, plastiklere dolanıp havasızlıktan ölmekte.
Hastalanmayan tek hayvan köpek balıklarıdır.
Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksaydı, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplardı.
İngiltere'deki bazı kuşlar evlerin kapısına bırakılan süt şişelerinin kapağını delerek beslenmeyi öğrenmiştir.
Bir yıl içinde denizlerden avlanan balıkların ağırlığının üç katı kadar atık denizlere atılmaktadır.
Bir litre motor yağı 530 bin litre içme suyunu kirletebiliyor.
Yaban kazları 8 bin metre yüksekte uçabilir
Her yıl tankerlerle taşınan petrolün binde biri denizlere sızıyor. Bu miktar 2 milyon 200 bin ton.
Yunanistan'da sakin Türk kahvesi istemeyin. Türk kahvesinin adi bu ülkede Yunan kahvesidir.
Nepal'de ayak üzerinden atlamayın. Kötülüğü simgeler.
",1] ); //–>
Dişi morina balığı yılda yaklaşık 4 milyon adet yumurtlar.
Göç eden kuşlar (V) biçiminde sıralanarak uçar ve bu sayede harcadıkları enerjiden yüzde 23 tasarruf sağlar.
Yılda 100 milyon köpekbalığı, sadece yüzgeçleri için öldürülüyor.
Bir yıl içinde bir milyon balıkçıl kuş ve 100 bin deniz memelisi ve deniz kaplumbağası, plastiklere dolanıp havasızlıktan ölmekte.
Hastalanmayan tek hayvan köpek balıklarıdır.
Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksaydı, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplardı.
İngiltere’deki bazı kuşlar evlerin kapısına bırakılan süt şişelerinin kapağını delerek beslenmeyi öğrenmiştir.
Bir yıl içinde denizlerden avlanan balıkların ağırlığının üç katı kadar atık denizlere atılmaktadır.
Bir litre motor yağı 530 bin litre içme suyunu kirletebiliyor.
Yaban kazları 8 bin metre yüksekte uçabilir
Her yıl tankerlerle taşınan petrolün binde biri denizlere sızıyor. Bu miktar 2 milyon 200 bin ton.
Yunanistan’da sakin Türk kahvesi istemeyin. Türk kahvesinin adi bu ülkede Yunan kahvesidir.
Nepal’de ayak üzerinden atlamayın. Kötülüğü simgeler.
<******><!– D(["mb","Sili'de lokantada ellerinizi karninizin üzerine koyun. Yoksa servis yapmazlar.
Japonya'da üç kişinin resmini çekmeyin. Sansınızı kapatır.
Moğolistan'da yslyk çalmayın. Kötü ruhları davet etmiş? olursunuz.
Hindistan'da sokakta tuvaletini yapanlara tepki göstermeyin. Yasaldır.
Kolombiya'da gece sakın kırmızı ışıkta durmayın. Soyulursunuz.
Çin'de yere tükürmek serbesttir. Balgamın üzerine basmak yasaktır.
ABD'de trafik polisi sizi durdurursa elleriniz direksiyon üzerinde put gibi bekleyin. Hareket ederseniz vurulabilirsiniz.
Endonezya'da küçük çocukların basını okşamayın, yoksa zekaları gelişmez.
Tibet'te çay bardağını iki elinizle avuçlamazsanız saygısızlık etmiş olursunuz.
Japonya'da çatal, kasık yerine kullanılan Çubuklara tabağa çapraz koymak hakarettir.
Bahama Adalarında çiçekli etek giymek koca arıyorum anlamına gelir.
Bikini adalarında bikini giymek yasaktır.
Çin'de sakin kadeh kaldırırken ''Çin Çin'' demeyin. Erkeklik organı anlamına gelir.
ABD'de erkek erkeğe öpüşmeyin. Adiniz çıkar.
Rusya'da erkek erkeğe dudaktan öpmek sevgi ve saygıyı gösterir.
--~--~---------~--~----~------",1] ); //–> Sili’de lokantada ellerinizi karninizin üzerine koyun. Yoksa servis yapmazlar.
Japonya’da üç kişinin resmini çekmeyin. Sansınızı kapatır.
Moğolistan’da yslyk çalmayın. Kötü ruhları davet etmiş? olursunuz.
Hindistan’da sokakta tuvaletini yapanlara tepki göstermeyin. Yasaldır.
Kolombiya’da gece sakın kırmızı ışıkta durmayın. Soyulursunuz.
Çin’de yere tükürmek serbesttir. Balgamın üzerine basmak yasaktır.
ABD’de trafik polisi sizi durdurursa elleriniz direksiyon üzerinde put gibi bekleyin. Hareket ederseniz vurulabilirsiniz.
Endonezya’da küçük çocukların basını okşamayın, yoksa zekaları gelişmez.
Tibet’te çay bardağını iki elinizle avuçlamazsanız saygısızlık etmiş olursunuz.
Japonya’da çatal, kasık yerine kullanılan Çubuklara tabağa çapraz koymak hakarettir.
Bahama Adalarında çiçekli etek giymek koca arıyorum anlamına gelir.
Bikini adalarında bikini giymek yasaktır.
Çin’de sakin kadeh kaldırırken ”Çin Çin” demeyin. Erkeklik organı anlamına gelir.
ABD’de erkek erkeğe öpüşmeyin. Adiniz çıkar.
Rusya’da erkek erkeğe dudaktan öpmek sevgi ve saygıyı gösterir.

Yazı kategorisi: bilgi çöplüğü | Yorum Yok »