miting kalmadı grev verelim mi?
Ağustos 24, 2007 mustafaemingul tarafından
Türkiye ekonomisi zor bir dönüşümden geçiyor. Küresel sarsıntı ne olacak, belirsiz. Bazı sektörler ayakta kalmaya, bazıları marka olmaya, bazıları da sektirdiği devirleri geri getirmeye çalışırken, sendikalar adeta ekonominin altına grev döşüyor.
THY, Tekstil ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBİTAK). Grev dalgasının tehdit ettiği üç sektöre bir bakalım:
THY, Türkiye’nin küresel alandaki tek markası. Asla sadece yolcu taşıyıp kâr elde etmiyor. Büyük hizmetlere sessiz sedasız imza atan Türkiye İşbirliği Ajansı (TİKA) ile el ele diasporaya adeta çıkarma yapıyor. Nadanlar anlamaz, ancak tarih yazar. THY, turizmin ve ihracatın da stratejik açılımında merkezde yer alıyor.
11 bin 300 işçi ile greve gidilirse kurum da lokavt hakkını kullanarak küçülecek. Parlayan bir yıldız kuşa dönerken, turizm ve ihracatın yediği darbe katlanarak hepimizin önüne gelecek. Elimde Genel Müdür Doç. Dr. Temel Kotil’in geniş değerlendirmesi var. Sendikanın ne istediğini, kendilerinin ne önerdiklerini detaylı olarak anlatmış. Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Dr. Candan Karlıtekin’i de kişisel olarak bilen biriyim. Bu kişiler emek istismarını düşünecek, emekçinin ahını omuzlayacak kişiler asla değil. Kurumda en düşük ücret, yılların akademisyeniyim, benden daha yüksek. Sendika, ‘CHP vari’ bir uzlaşı peşinde.
Önce geleceğini kurtarıp ayakta kalmayı, bunu yaparken de gerekli markalaşmayı başarmaya çalışan tekstilde ise grev kararı zaten çıktı. Sonuç, tam 11.000 işçiyi ilgilendiriyor. Hesaplamalara göre grevin bedeli 3 milyar dolar. Ben bu kadarla kalacağını düşünmüyorum. Devlet Planlama Teşkilatı’nın daha yeni yayınladığı ‘Tekstilin geleceği’ konulu rapora bir bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. 2005 yılıyla beraber ‘çok elyaflılar’ anlaşmasıyla Çin’e karşı zor bir sürece girmiş olan sektör, zoru başarmak üzereyken, karşıdan ezip geçecek bir sendika katarı kara dumanlar çıkartarak geliyor. Tekstilde sendikalar bir Pirus Zaferi kazanmak üzereler!
Evet, sektör emek yoğun olduğundan son yıllarda tekstil emekçilerinin reel alım gücü geriliyor. Ancak sokaklar bu maaşlara takla atarak çalışacak işçilerle dolu. Biraz daha dişimizi sıkmak gerekiyor. Aksi takdirde Mehmet Şimşek dediği için herkes kızdı ya, tekstilin Çin yolculuğu füze hızıyla rampa alır. Böylece ‘yorgan gitti, kavga bitti’ olur. Kavga bitmez, sendikal sabotaj sonrasında ekmeksiz kalanlar sokaklara akar. Ancak belli ki, bazıları için daha iyisi, can sağlığı!
TÜBİTAK, adeta kartondan kutuya hapsedilmiş bir aslan gibiydi. Prof. Nüket Yetiş’le tam anlamıyla şahlandı ve nihayet kaybolan yıllarımızı kısmen geri getirecek bir telafi sürecine girdi. Yetiş Hoca ve ekibini üniversiteden tanırım. Tam bir lider, onurlu ve yüksek ahlâklı bilim insanı. Akademik özgeçmişi kitap olacak kadar kalın. Nüket Hanım’ın başkanlığı hâlâ ‘vekil’ statüsünde. Evet bildiniz, Çankaya’yı CHP teşkilatına çeviren Sezer onaylamıyor da ondan. Sayın Yetiş türbanlı filan değil. Ama olsun, oligarşiden değil ya, sınıf savaşında yeterli bir gerekçe. Şimdi kurum sendikanın pençesinde. Hem de ‘giyim yardımı’ gibi traji-komik gerekçelerle. Üzümler bağda; ancak bağcı dayaktan kurtulamıyor.
Şimdi de memurlar ile çetin bir görüşme başlıyor. Önümüzdeki dönem bu sendika lafına iyice hazır olun. İstikrarsızlık pimi, belli ki oligarşinin bu feodal adacıklarından çekilecek. Nedenini merak edenler, kısa yoldan Radikal Gazetesi’nden Neşe Düzel’in bu konudaki enfes röportajlarını internetten bulup okusunlar.
‘Jaguar Şemsi’ lafını hatırladınız değil mi? Sıkı durun, sendikalar AB standardında yasal düzenlemeleri, demokratik yapılanmayı şiddetle reddediyor. Çünkü oligarşi buralarda toplumu bloke etmek üzere çoktan örgütlenmiş. Demokrasi uymaz. Bas parayı, koy altına Jaguar’ı, satın al emekçiyi. Üstelik ‘elma dersem çık’ türü bindirilmiş kıtalar pusuda bekliyor, fena mı? ‘Cumhuriyet mitingleri tutmadı, sendika verelim’ hesabı.
Hükümete sesleniyorum; merkeze yerleşmek çoğu kez statükonun parçası haline gelmektir. ‘Uzlaşı odalarının’ kurulduğu yer yani. Büyüme, merkeze gelene kadar devam eder. İktidar, mağlubiyetin başladığı yerdir. Reform, denetim, şeffaflık ve sivil anayasadan vazgeçmek, ertelemek mi, asla!
ABDULLAH GÜL CUMHURBAŞKANI, Atatürk, Atatürkçülük, ekonomi, genel, güncel, haber, hayattan, komik, mizah, politika, savaş, yorum kategorisinde yayınlandı | 5 Yorumlar
Yorum Yapın
mitingler,anayasalar,muhtralar başka kaldı mı?ama sonunuz geldi belli can çekişiyorsunuz.yakında mezarlarınıza birer karanfil bırakırız fazla da üzülme….
komik,başka bir şey değil…
tamam, güzel… ama işçiler ne olacak? patrondan yana mı olacağız hep…
bu sefer bunlar öyle şişirme mitnglere benzemiyor, temeli var. buna gözlerimizi kaparsak, şeffaflık da, reform da sivil anayasa da suya düşer.
sonra projecilerden, abden, elitlerden, zenginlerden sadaka dilenecek duruma gelir “toplum”… TİSK başkanının dediği gibi ‘hepimiz’ değil ama…
“Endüstriyel üretimin üç ayağı bulunduğunu anlatan TİSK Başkanı, `Bunlar işçi, işveren ve toplumdur. Yani hepimiz. Endüstriyel ilişkilere bu üçüncü ayak üzerinden bakmak gerekir. Grev, toplum için olumsuz sonuçlar doğurur.” (zaman)
peki lokavt kararı alınırsa ne olacak bu sefer kim kaybedecek?grev olursa patronun kaybedeceği kesin buna paralel ülkenin de kaybedeceği kesin bir de üstüne lokavt ekle o zaman sen gör curcunayı ülke ne hallere düşüyor.hangisi daha iyi?dışarda binlerce işsiz var yeni işçiler bulunur hatta sendikaya bağlı olmayan işçiler işe alınır kısa zamanda patron durumu düzeltir peki o zaman işten çıkarılan işçiler ne yapacak?bu oyun işçi hakkı üzerinden sendika başkanları adına oynanıyor açın artık gözlerinizi,sendikalar ne zamandan beri işçisini memurunu korumaya başladı? madem koruyorsun o zaman avrupadaki sistemi neden kanul etmiyorsun diye sormazlar mı adama?hadi onu sorduk bi cevap verebilecekler mi?bu sefer başkanlar jaguar istemiyor eğer jaguar isteseler verilirdi,bunlar bu sefer hummer istiyorlar,porshe istiyorlar, ama istediklerini henüz alabilmiş değiller.ve hummer’ını bak nasıl da uzlaşı sağlanıyor.değil %24 onların teklif ettiği %11′e bile razı olurlar çünkü istediklerini almış olacaklar.umurunda mı işçi ezilmiş,sömürülmüş,ne farkeder?yaptıkları yapacaklarının garantisidir bunların.şimdiye kadar ne faydası oldu, şimdiye kadar hangi görüşmelerde işçinin isteğini savundular ki bundan sonra da savunsunlar?
yukarda da belirttiğim gibi bunlar muhtraların mitinglerin devamıdır,uyanık olalım…
[...] post by http://mustafaemingul.wordpress.com/2007/08/24/miting-kalmadi-grev-verelim-mi-2/ [...]