ADAM DEDİĞİN…!

ADAM DEDİĞİN…!

 Bu kadar cesur olunabileceğini öğretmediler sana… hem ne derler sonra…ayıp… hadi canım… Adam dediğin cesur olacak! Baktımı şöyle karşıdan, için titreyecek için. Ayaklarında bir dermansızlık, seni alıııp götürecek. Artık ev mi olur, deniz mi , gökyüzü mü, nedir bilmem. Alsın götürsün yeter.

Adam dediğin; Sana ihtiyacım var demeyi bilecek. Seviyorsa seviyorum var mı, diyebilecek. Korkmayacak ne aşksızlıktan ne parasızlıktan ne senden ne başkasından…

 Öyle sümüklü böcek gibi yapışmayan cinsten, kalabalıklarda gözlerini senin üzerinden ayırmayan. Tamam sigaranı O yakacak, kapıyı sana O açacak, şarabı senin için ilk O tadacak, kibar olacak kısaca asla yapışık ikiz değil. Oturup kalkmasını, kültür yapmasını, iki maç anlatmasını, ekonomiyi, siyaseti bilecek… Misal; Atatürkten sonraki 4 cumhurbaşkanını sayabilecek tereddütsüz…

Vizyonu olacak vizyonu, televizyondan bakmayacak hayata. İki laf ettiğinde bileceksin ki anlamış da başka konuya atlamış bile. Uyuşuk olmayacak adam dediğin leb demeden leblebiyi yutacak. Sabah saati kurmadan kalkabilecek ve çoraplarını nereye koyduğunu bildiğinden sabahları debelenmeyecek, titiz değil ama, bir kadına ihtiyacı olmadan da yaşayabileceğini gösterecek. Adam dediğin sihirli olacak azıcık, ruhuna ulaşmayı öğretecek. Biraz da kıskanç olacak, vurdu mu ses getirmeyecek ama vurmaktan beter edecek gözleriyle… öyle bir adam işte….

Arada sırada dokunmayacak sana. Aramayacak. Mavi bir kaç gömleği olacak illaki senin ütülediğin. Merak edeceksin merak, öyle lök diye burnunun dibinde bitivermeyecek. İnsanın iyi hali var kötü hali var, sende bazen görmek istemeyeceksin, anlayacaaaaak…. Adam dediğin, güdümlü değil eğitimli olacak. Okuduğunu anlayacak, bilmediğine bilmiyorum diyebilecek, sallamayacak özet…

Lügatında -haklısın-doğru-evet-gidelim-yapalım-merak etme-sen üzülme- olacak. -üzgünüm-yorgunum-belki-yarın-olmaz olmayacaaaaak… Kasımpatı gibi açılıp saçılmayacak. Bacakları kalınsa, yazın güneşin altında uzun paçalı don ve naylon terlik giymeyecek. Adam dediğin bir söylediği sözü unutmayacak, geri almayacak, temcit pilavı gibi çıkarıp çıkarıp höykürmeyecek. Utanmayacak, arlanmayacak, başkasının karısına da yan gözle bakmayacak. Azıcık namuzsuz olacak tamam ama o namussuzluğu ancak ve ancak senin uğruna , değerleri ve onuru uğruna kullanacak… Adam dediğin anlayacak içkiden yemekten…

Balığın yanına rakıyı, şarabın yanına peyniri, viskinin yanına çikolatayı koyacak. Viskiyi sek, neskafeyi sütsüz, tekilayı tek içişte bitirecek. Sert olacak sert adam dediğin, sözünü sakınmayacak, koydu mu yumruğunu masaya, bileceksin ki susman gerek…

Adam dediğin öküz olmayacak ama hiçbir treni de kaçırmayacak. Geç kalmayacak, zamanından öncede yola düşmeyecek, program delisi değil, tam karar gelecek. Yemek masasında koltuğunu tutacak ama yılışmayacak salya sümük. Ağlayacak omzunda yeri gelecek ama sana abanmayacak. -sen yoksan ölürüm- acitasyonu yapmayacak. Arabesk dinlemeyecek, dinleyenden haz etmeyecek. Vurdulu kırdılı filmlere para verip gitmeyecek. At gözlüğü takıp gezmeyecek sağda solda…

Kavun peynir yiyecek yemek olmadığında. Sushi’yi de deneyecek ama. Yeniliğe açık olacak her daim, yemem diye tutturmayacak. Adam olacak adam… Odun gibi çıtır çıtır değil, kömür gibi için için yanacak içinde ve arkasını dönüp uyumayacak seksüel zevkleri bitince. Şefkat olacak adam dediğin anlıyor musun? Gönlünü almasını, sinirini çözmesini, seni memnun etmesini bilecek. Yan gözle şöyle bir süzmesiyle için eriyecek… ‘Kırıldım, yamuldum, küstüm, konuşmam’ demekle olmaz. Neyse sorun çözecek, ertelemeyecek. Bilecek hayatın kurtarılası anları olduğunu ve o anı bir daha geriye saramayacağını. Matematik bilecek. Logaritma nedir, türev nasıl alınır, kare kökü filan… Kafadan çarpıp bölecek, ayın sonunu getirebilecek. Kıllı olacak adam dediğin ama senin üstünde balık sırtı gibi kaygan. Oklava tutar gibi tutmayacak kollarını.

Aşkı için dağları delecek, fizana gidecek, ama dönmesini de bilecek, kıçının üstüne oturup beklemesini de. Adam dediğin iyi araba kullanacak kardeşim!. Direksiyon hakimiyeti , yön kabiliyeti 100′de 1500 olacak. Bastımı gaza saçların savrulacak, bir iki manevrayla parkediverecek arabayı, mel mel bakmayacak… Bir salon beyefendisi olacak. Belinden kavrayıverecek uzun parmakları, dansa kaldırırken…

Arada bir elini havalandırıp seni döndürecek, soluğuna soluğunu değdirecek, ne zaman duracağını da bilecek. Kendini göstere göstere afişe etmeyecek. ‘tamam hoşum, akıllıyım, param var ama kadınıma da sadığım’ dedirtecek…

Valla bence adam dediğin güzel öpecek başka yolu yok. -tarif edemiycem-. Mutfakta misal; aniden dibinde bitiverecek. Elinde domates filan ne varsa fırlatıp atacaksın lavaboya, masa arayacaksın masa, üzerinde yemek yapmak için değil ama….

İçki içecek kardeşim sigara da. Dünyevi zevkleri tadacak birkere. Hangi ortama ne gider bilecek. Oynamayacak öyle artist gibi, kıkırdamayacak kadın gibi, kocaman kahkahalar savuracak etrafa kendinden emin, nerede gülünür, nerede yas tutulur bilecek…

Bakışıyla kılcal damarların titreyecek, dokunuşuyla ter boşanacak etinden, korkuyla değil ama minnetle sokulacaksın koynuna. Adam dediğin ter kokacak ter. Teriyle ıslanacaksın, sırtında mı, göğsünde mi, kolunda mı bilmem, yatağa birlikte öyle dolanacaksın. Aşk olacak aşk adam dediğin tepeden tırnağa, aşk…

Romantizmi sex on the beach’le kısıtlamayacak. Koyacak rakıyı balığın yanına kırdımı birde soğan yanına, şarkılar söyleyecek neşelisinden, kederlisinden yahut gidecek bir techno bara, ritmde boğulacak sallanırken. Yanında yabancı gibi değil, ben bu adamın ciğerini bilirim bakışlarıyla dolaşacaksın… yoksa ne?….

Çalışkan olacak çalışkan, tuttuğunu koparacak. İşçi olacak işçi, çalışmadan karizma satmayacak. Yeri gelecek limon satacak, utanmayacak. Taşı sıktı mı suyu çıkacak. Baba parası yemeyecek, babasına destek çıkacak. Annesini sevecek ama kadınına kuma getirmeyecek. Aile, akraba nedir?, bayram seyran kimler aranır sorulur, kimler küstürülmez, kimlerin elleri öpülür?…Bilecek…

Büyüklüğünü, önündeki ceketin düğmesini ilikleyerek değil, önünde ceket iliklettirerek farkettirecek. Dobra olup kabalaşmayacak. Eleştirinin ince ayarını, bir terzi maharetiyle teğelleyecek. İnsanları kırmadan da hataların onarılabileceğini öğretebilecek. Öyle hemen yorulmayacak, sızmayacak ve hiç başı ağrımayacak. Dişleri, tırnakları, burnu ve saçları temiz olacak. Adam adam kokacak, parfümlü züppe değil. Kudurmadan eğlenmeyi bilecek, kudurtmadan dize getirmeyi bildiği gibi. Adam dediğin yazın buz gibi, kışın soba gibi olacak. Çok şişman, çok zayıf, çok uzun, çok kısa, çok yakışıklı, çok sıradan, çok titiz, çok mükemmeliyetçi, çok kaba, çok kıskanç, çok bayağı olmayacak. Normal ama aykırı olacak. Sıkmadan sıkıştıracak, baymadan bayıltacak, ezmeyecek ruhunu anlıyor musun? Sarsacak ama, sarsıntın depresyondan olmayacak…

Demem o ki; adam adam olacak, adam gibi adam dedikleri…

Ama sen de hakikaten kadın olacaksın. Bütün bunları yaşatabilecek bir ruhu yetiştirebilecek bir koca yürek, bir koca ana. Ana olacaksın…

Bir adam büyütmek o kadar da kolay değilmiş diy mi? Ne o, hazıra mı konacaktın? Böyle analar olmasa, böyle adamlar nereden bulunur söyle, hadi söyle?

Sende analığını bileceksin, kadınlığını bildiğin kadar, otur oturduğun yerde!…

güncel, genel, hayattan, hikaye, karışık, komik, mizah kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

kadın dediğin…

Kadın dediğin güzel olacak arkadaş. Şöyle savurdu mu eteğini, ruhun rüzgarına kayacak. Bacakların, ayakların, bilekten bağlı ayakkabıya tutunan parmakların, seyrine doyamayacaksın. Bakımlı olacak kadın dediğin. Saçları ipek , topukları pembe, boynu ince, salındı mı kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak. Güzel olacak ama kaşı, gözü, bacağı, iki meme ucundan önce, sözü doğru, ruhu aydınlık olacak, güzelliği komple olacak. Korkmayacaksın gecenin bir vakti sol cenapta yüzünü gördüğünde. Yeni bir kabus gibi yaşamayacaksın gerçeği de. Güzel olacak ama, aklını evde tutacak kadar da akıllı…. Seni elinin tersiyle değil, avucunun içiyle kavrayacak… Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz beni böyle. Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek küçük kurtçuklarla. Sıradan ve kabullenir yaşamanın ne demek olduğunu sindirmiş olacak içine…

Asla şatafat düşkünü olmayacak. Doğum günlerinde bir sıcacık öpücüğün yerini, tek taş bir pırlantanın alamayacağını algılayacak kadar doygun olacak. Hatırlaman yetecek özel günleri, pahalı bir hediyeyle savuşturmadan. Sadeliğin içinde farkedilir olabilmeyi, gösterişli kıyafetle bir tutmayacak. Duruşu, oturuşu, yürüyüşü abartılı değil, basit hiç değil, sadelikten oluşacak. Kendini süs bebeği gibi ortaya atıp, fingirdeşmeyecek başkalarıyla. Ekonomiden, politikadan, milli maçlardan ve kültürel olaylardan haberi olacak. Bizi kim yönetir, nasıl yönetir, demokrasi, monarşi, oligarşi nedir bilecek, saf hatun numarasıyla cahilliğini güzelliğiyle örtmeye yeltenmeyecek. Gezip, eğlenmesini bildiği kadar, pazar parasını kozmetiğe yatırmaması gerektiğini, domatesin, ekmeğin, soğanın, kıymanın kaç para olduğunu bilecek. Cak cak telefonda konuşup, niye böyle fatura geldi hayret tribine girmeyecek. Eşini dostunu kollayacak ama içi vıcık vıcık dedikodu yumağının içinde kaybolmayacak.

Marka düşkünü, moda düşkünü olmayacak kesinlikle…Takip edecek ancak yakışanı seçecek. Sökük, paça boyu, fermuar dikmeyi bilecek, herseferinde terzi aranmayacak pırnık pırnık. Elinden her iş gelecek. Marifetlerini sadece seni elde ederken değil, seni elde tutarken de gösterecek ve tüm bunlar içinden gelecek içinden, göstermelik olmayacak.

Adamın siniri bozmayacak, tepesini attırmayacak, cinleri başına toplamayacak, körolası dilini gerektiğinde yutacak… Çarşı pazar görmesini, sana don kilot almasını, gömlek ayakkabı numaranı bilecek… ve zevki seni giydirecek kadar yerinde olacak, kendisini giydirmeyi bildiği gibi.

Orada burada dedikodu yapmayacak, laf taşımayacak, ayıkla pirincin taşını durumlarına sokmayacak. Ortalık yerde kahkahalarıyla sebepsiz çınlamayacak. Dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak. Açık saçık olan elbisesi değil, sana olan ilgisi olacak ve bunu gösterebilecek medeniyeti…

Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanıbaşında ve huzurla… Öyle ‘çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin, hesap ver’ yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak. Bilmem kimin sözüne aldırmayacak, asla arkadaşlarının arkasından konuşmayacak, hele küfür hiç etmeyecek. Sınırını zorlamayacak , salya sümük ağlamayacak, kıytırık nedenlerden hır gür çıkarmayacak. Sözü dinlenir, anlaşılır olacak. Bir hatayı allayıp pullayıp abartmayacak.

Gömleklerini o ütüleyecek ve o gömleğe hangi pantolon yakışır bilecek. Ama hayatı giyim kuşam üstüne kurulmayacak. Uyum ve uyumsuzluk nedir bilecek. Bir kere, topuklu ayakkabıyla spor ayakkabının ayrımını yapabilecek arkadaş. ..Dağa çıkarken rugan ayakkabı giymeyecek. ‘Of yoruldum, beni ara, beni al, beni bul, bunu isterim’ değil, ‘sence de uygunsa, yanındayım, ben gelirim, merak etme’ olacak lügatında. Tereciye tere satmayacak yani. Hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. …Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan laf söyletmeyecek….

Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta. Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini. Hepsinden önemlisi ;aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin…

Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. En seksi hanımefendi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küsmeyecek, süründürmeyecek. Kadın dediğin ayıp nedir bilecek arkadaş…

Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. iki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak…

Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürsüz yemeklerle işi olmayacak. şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri . Yahut pahalı parfümlerin sindiği, süslü püslü boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin…

Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte birşey. Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da… Paranın gücünü bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak. Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek. Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,üstüne sevgili edinmeyecek…

Sarışın, renkli gözlü, uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya… Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak. Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak…

Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden, tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak. Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak. Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.

En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir… Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa… Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle… Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de…

Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle , sınırlamayacak. Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla…

BİLECEKSİN Kİ EVDE ‘O’ KADIN TARAFINDAN BEKLENMENİN ZEVKİNİ HİÇBİR ZEVK YAŞATAMAZ SANA….

genel, hayattan, hikaye, karışık, kişisel gelişim, komik, mizah, Tarih kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 5 Yorum »

ufukta ayrılık var…!

Ufukta ayrılık mı var ne?

İyice yabancılaştık birbirimize.

Ayda bir görüşemez olduk önce

Sonra telefonda konuşacak konu bulamadık

 Muhabbet sıradanlaştı zamanla.

Telefonda bir saatin nasıl geçtiğini fark edemezdik

Şimdi on dakikayı tamamlayamaz olduk

Ufukta ayrılık mı var ne?

 İyice yabancılaştık birbirimize.

Muhakkak kavga ederdik

 Ve mutlaka gülerdik.

Paylaşırdık bir şeyler

Ortak bir hayatımız vardı.

İyice yabancılaştık birbirimize

Paylaşacak bir şey bulamaz olduk

Ne kavga kaldı geriye ne de kahkaha.

İyice yabancılaştık ve git gide uzaklaşıyoruz.

Hoşça kal dostluk

Merhaba ELVEDA

Diyecek günü bekliyoruz…

benim, hikaye, şiir kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Kendine iyi bak

“Kendine iyi bak”

bir “veda” değil

“elveda” cümlesidir çoğu zaman.

O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde…

“Kendine iyi bak.

Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım.

Olamayacağım.

 İstesem de istemesem de.

 Sevdim bir zamanlar seni,

hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum.

 Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“

“Kendine iyi bak.

Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak.

 Ben olmayacağım.

Kendine iyi bak ve beni düşünme.

 Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık.

Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım.

Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim.

Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum.

 Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”

“Kendine iyi bak.

 Aramızda geçen herşeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil,

 iyi olduğunu varsayacağım ben.

Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben,

seni kendinle başbaşa, yapayalnız bırakıyorum ben.

 Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra,

 o yüzden iyi bak diyorum.

Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum.”

“Kendine iyi bak” derler ve giderler.

Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu.

 Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir.

Kolay kolay kopamaz onlar,

süreç çok acı vericidir, yürek parçalıyıcıdır.

Her seferinde azalan umutlarla geri döner

ve yine “Kendine İyi Bak” gözleriyle ayrılırlar.

Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…

Ta ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar…

Tutkunun ötesinde sevenler,

bir kez “Kendine İyi Bak “ derler ve giderler.

Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler.

Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacaklarını bilirler.

“Kendine iyi bak” derler ve giderler.

Bu sözlerin içinde ihanet yok,

hiç bir zaman olamaz derler ve giderler.

 En büyük ihanet değil midir aslında

seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek.

“Kendine iyi bak” derler ve giderler.

Seni suskunluğa mahkum edip giderler.

Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler.

 Seni senden alıp giderler.

Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için.

 Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet.

Suçlatmaz kendini.

Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın.

Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın.

Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın…

 Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni,

“kendine iyi bak” derler ve giderler.

Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler.

 Bir tek anıları bırakırlar geride,

bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye
unutulmayan nağmeler.

Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan,

çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler.

Herşey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler.

“Bitti” diyemedikleri için,

“kendine iyi bak” derler.

“Kırıldım ve affedemiyorum” diyemedikleri için

 “kendine iyi bak” derler.

“Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bil ki hiç unutmayacağım” diyemedikleri için kendine iyi bak derler.

“Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum”

 diyemedikleri için

“kendine iyi bak” derler.

Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler,

çünkü o kan uzun süre akacaktır

ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler.

“Kendine iyi bak” bir noktadır çoğu zaman.

 Kendine iyi bak deme bana,

 sadece kötülükler noktalansın isterim ben.

 Oysa sen iyisin…

Sen gözümdeki ışık,

sendudağımdaki tebessüm,

sen içimdeki sevinçssin.

Sen hayatıma renk katan,

sen yüreğimdeki çarpıntı,

sen hayatımdaki neşesin.

Sen yolumu aydınlatan,

sen dert ortağım,

sen gönül yoldaşım,

sen bir tanesin.

“Kendine iyi bak” deme bana.

Nokta koyma.

Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler,

keşke affedebilsen beni,

 keşke ben de affedebilsem…

 Keşke döndürebilsek zamanı geriye.

Keşke bugünkü aklımızla yaşasak herşeyi baştan.

Nafile…

 Ama yine de, gitmesen olmaz mı?

Bitmesek olmaz mı?

Sen eksikken, ben nasıl tam olurum?

Senden kalan boşluğu kimlerle doldururum?

Savaşsak, aramıza giren şeytanla olmaz mı?

Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı,

hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi,

hani sevgi eninde sonunda kazanırdı?

Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı?

Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşların ardından kazanılırdı?

Bunların hepsi yalan mı?

Sahiden…, gitmesen olmaz mı?

Bitmesek olmaz mı?……….

Peki o zaman…

Senin istediğin gibi olsun…

Öyleyse…

Sen de “Kendine İyi Bak.”

“Kendine Iyi Bak” derler,

kurşunu kafana sıkıp giderler.

 

genel, hayattan, hikaye, şiir kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

muhsin yazıcıoğlu – üşüyorum şiiri

Üşüyorum

Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum

Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum

Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın

Beton çok soğuk, üşüyorum…

Muhsin YAZICIOĞLU

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.