keferdiz44

her yol bir yere çıkıyor: ilk geldiğimiz yere…

Arşiv 'İbrahim Sadri' Kategori


NAN GİBİ

Yazan: mustafaemingul Ağustos 21, 2007

Ve gözlerin gelir geçer içimden

Su içerken sen

Sokulurken akşam kızıllığına

Ekmeği bölerken

Yalnızsan yıllar nasıl geçmişse aradan

Unutmak nasıl kolay sanmışsa şarkılar

Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı

Kör olsun sözlerim unuttuysan adını

An gibi aklımdasın

Gelir geçer gemiler

Belki sen de geçersin diye

Bir kumru konar her sabah pencereye

Bir miladı taşır gece bir yıldız

Soğuk olur üşürsün ya adam akıllı

Hani sarılırsın kendine

Hani aklın karışır

Bu bir divaneliktir gönül aha alışır

Ömür bitse ne çıkar

Can gibi aklımdasın

Gündür geçer gider

Belki bir şey kalmaz sanırsın

Yani bir sabah uyandığında

Ne hayatın tortusu, ne kokusu alışmışlığın

Her şey yeniden ve aniden başka olacaktır

Başka bir otobüs, başka bir gazete

Resimlerden silinecek yüzün belki de

Ne adın, ne sanın

Bir şafak vakti açınca gözlerini

Bir merhabayla

Yeniden kurulacak dünya

Sen her şafak

Tan gibi aklımdasın

Bazen bir şey geçer içinden insanın

En ücra yerlerinden cesaret gibi bir şey

Ne olacak işte kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel

Fasulyenin tadı yoksa

Şarkılar yakmıyorsa içini

Sadri Alışık öyle güzel ağlamıyorsa

Aşık olamayı beceremiyorsa İzzet Günay

Mahallenin en güzel kızına

Denizin tuzu

Yalnızlığın bahanesi yoksa

Bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına

Zannetme ki ölmek zor,

Ölmek kolay, kolay da

Kan gibi aklımdasın

Bu da geçer

Her sabah kanayacak değil ya

Bakarsın taze ekmek çıkarır köşedeki fırın

Biraz da helvası bizim bakkalın

Senden ayırdığım üç beş zeytin,

Otururum sofraya

Her lokmada geçer acısı belki bırakılmışlığın

Ben de unuturum

Nasıl unutulursa sana susuzluğum

Ve nasıl becerdiysem kahrolmayı

Öyle unuturum

Ekmek gibi

Nan gibi aklımdasın

Ve gözlerin gelir geçer içimden

Su içerken sen

Sokulurken akşam kızıllığına

Ekmeği bölerken

Yalnızsan yıllar nasıl geçmişse aradan

Unutmak nasıl kolay sanmışsa şarkılar

Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı

Kör olsun sözlerim unuttuysan adını

An gibi aklımdasın

Yazı kategorisi: İbrahim Sadri, şiir | Yorum Yok »

ANNE

Yazan: mustafaemingul Ağustos 21, 2007

Anne bak üşüyorum

Isınmak istiyorum

Kucağın nerde anne

Şefkatin nerde

Kucağın nerde anne

Şefkatin nerde

Ellerin nerde anne

Yalnız gecelerimde

Sokulduğum göğsün

Ve içimde gülümseyen

Yüzün nerde

Nerde anne

Rüyalarınım güzel yanı

Yalnızlığım anne

Sensizliğim nerde

Neden ellerin donmuş

Neden gözlerin ölmüş

Fakat sen kimsin

Anne sen kimsin

Anne neredesin

Soruyorum bak anne

Korkuyorum

Şeker karamela istemiyorum

Çizgi film oyuncak istemiyorum

Anne sana geliyorum

Fakat ellerin donmuş

Fakat gözlerin ölmüş

Anne sen kimsin

Anne nerdesin

Soruyorum bak anne

Korkuyorum

Korkuyorum

Anne bak üşüyorum

Isınmak istiyorum
Kucağın nerde anne
Şefkatin nerde
Bu yaldızlar
Bu yapma kuşlar
Bu yalancı memeler
Bu naylon bebekler
Düşümde bir dağ görüyorum
Üstünde çiçekler
Anne bak ölüyorum
Anne ölüyorum
Anne
Ölüyorum

Yazı kategorisi: İbrahim Sadri, şiir | Yorum Yok »

ANEY

Yazan: mustafaemingul Ağustos 21, 2007

Bu akşam aklıma yine sen geldin

Dersi bıraktım çalışamadım

Saat bire geliyordu aney

Yatamadım uyku gözüme girmedi

Sen bu saatlerde eskiden benim beşiğimi sallardın

Uykunu harab ederdin benim için

Ağladığım zaman sancılandığım zaman

Kalkardın süt verirdin nane kaynatırdınx

Aney canım aney kurban aney

Hayalın önümde şimdi bir anıt gibi durur

Sen şimdi leğenin başına oturmuş hamur yoğuruyorsun

Yarın ekmek yapacaksın akşama kadar

Gözlerin tezek dumanından yaşaracak

Alnında ter bulgur bulgur kabaracak

Sıcak bazlamalar yapacaksın

Ben orda yokum ağlayacaksın

Ağlama aney ağlama gündür bu nasılsa geçer

İnsan insana tez kavuşur

Ben sizi hiç unutmadım hiç unutmayacağım

Ben okuyorum aney okuyorum

Mühendis olacağım

Sana yeni yeni ayzeler alacağım

Dedimya okuyorum mühendis olucağım

Mektubunda diyorsun ki bu gece çiğköfte yaptık

Lokmalar boğazımdan geçmedi

Her sofraya oturuşumuzda senin yokluğun belli oluyor

Biliyor aney biliyorum senin kalbin ipek gibidir

İncedir yufkadır benim yokluğuma dayanamazsın

Özledim diyorsun benim için

Ben de özledim seni ley

Babamı da, bacımı da, gardaşlarımı da

Kara yazılı memleketimi de

Hepinizi özledim

Özledim ama gel gör ki kader bu

Elvermiyor ne yapacaksın

Rızvaniyede sela şimdi

Sisleri perde perde dağıtan bir ses

Sonsuzda Allah’a ulaşan bir yankı

Bir ezan sesiyle uyanır insanlar yorgun geceden

Uyanır herkes

Köyden şehire saman taşıyan

Deve kervanları gelir bu saatte

Çıngırak sesler geceyle gündüzü birleştirir

Sabah olur babam erkenden işe gider

Aney evimiz yine o yokuşta mı

Dar sokaklar taş duvarlar arkasında mı

Eskisi gibi yıkık dökük mü yine

Ah aney ah inan unuttum evimizin şeklini

O ev denen köstebek yuvalarını

Kerpiç damları, kuyu suyunu

Sıra gecelerini, bağ yapılarını

Yağmur dualarının anılarını yitirdim

Hele sen buraya bi gel de gör

Sossuza uzayan gökdelenleri

Sıra sıra taksileri

Geceleri renk renk ışıkları

Denizde vapurları, balıkçıları

Kızları, erkekleri, insan selini

Ama benim hiç birinde gözüm yok

Ne kızlarında, ne taksilerinde, ne de gökdelenlerinde

Benim aklım sizde ve memleketimde

Ben okuyorum aney, okuyacağım

Göreceksin bak mühendis olacağım

Bizim orda ezo gelin türkü türkü uzanır

Düğünlerde davullar vurulur, zılgıtlar çalınır

Lorke, delilo oynanır

Böylesine gitar denen çalgıyla sabahlara kadar bağırmazlar

Değil mi aney

Hani yaz geldimi evimizin o küçük penceresine

Bir çift yusuf tutan kuşu konarya

Hani asmamız üzüm tutar

Sumaklar sakızlanır

İnsanlar çalışır harıl harıl kış için

Güneş yandırır o kavruk yüzlerini

Hani sen elinde sitel suya gidersin

İşte o zaman geleceğim bekle beni

Ah aney ah daha neler var neler var

Sana yazamadığım

Mektubunu burda bitirirken

Beni büyten ellerinde binlerce kere öperim

Canım aney kurban aney

Yazı kategorisi: İbrahim Sadri, şiir | Yorum Yok »

ALDIRMA REİS

Yazan: mustafaemingul Ağustos 21, 2007

Sen içerdeyken ben, sinemalara gittim
Bütün filmlerini seyrettim o sevdiğimiz artistin
Sen içerdeyken ben, vita kutularında çiçek yetiştirdim
Sokakta top oynadım çocuklarla, ayakkabılarımı eskittim
Güneşe karşı durdum sabahları
Geceleri bir başıma yıldızları bekledim
Annenin gönlüne su serptim, aldırma dedim 
Aldırma, bir şarkı söyle bir dilek tut herkes için
Bir ada rüzgarı gibi.. sürtünerek geç hayata
Bir sarmaşık gibi tutun,ve değer ver hatıralara
Aldırma dedim..Sen annesin, aldırmaSen içerdeyken ben, kiramı ödedim, pijamalarımı giydim
Haber bültenlerini izledim, gazetelerden kupon kestim
Sen içerdeyken ben, sigara içtim, öksürdüm, otobüse bindim
Fotoğraflarımıza baktım, acıyan yanlarımı körelttim
Deniz kıyısında yürüdüm, manavdan soğan aldım
Yeni çıkan şarkıları dinledim
Kafeste beslediğimiz kuşu saldım, ıslık çaldım
Sen içerdeyken ben, hep uyandım, sayıkladım, kanadım boyuna

Takvimler aldım
Her gün bir yaprağını kopardım deli ayrılığın
Sen içerdeyken ben, gömleğimi ütüledim, sobada elimi yaktım
Bir şiir yazdım, bir hercai menekşe aldım çiçekçiden
Hani o alnına kader değmiş
Hani o dudaklarına deniz tuzu dokunmuş
Hani o erken vurulmuş ,gençliğimiz gibi dağıldım
Sen içerdeyken ben
Bir adını söyleyemedim şöyle bağıra bağıra
Bir yüzünü göremedim görüş günlerinde
Bir eline değemedim, bir de yüreğine
Şöyle kucaklayamadım bir de ölümüne..Sen içerdeyken ben, kapı kapattım
Pencere açtım, mutfakta oyalandım
Kanepede yattım, hatta bir yolluk aldım odaya
Çok da kulak asmadım, çok da koymadı bu bana
Alt tarafı içerdeydin
Alt tarafı bir yanımı alıp götürmüştün ansızın
Bir yanımı
Yani adamlığımı, yani gözlerimin ferini, yani canımı..
Alt tarafı şarkılar ölecekti, alt tarafı kanayacaktı kalbim
İşte sensiz, işte nefessiz, işte kimsesiz 
Bir sesti alt tarafı her tarafım

Yıldızlar yine oradaydı oysa ve yazdıklarım
Gözden kaçan o defter yapraklarında..
Boş ver yüzyirmesekiz
Hayat bir gemi yürüt onu göreyim seni
Boş ver yüzyirmisekiz ha
Boş veriyor ya
Aldırma reis..!!
Reis aldırmıyor yaBir adını söyleyemedim,söyle bağıra bağıra
Bir yüzünü göremedim,görüş günlerinde
Bir de eline değemedim, bir de yüreğine
Söyle kucaklayamadım bir de ölümüne..

Sen içerdeyken ben, vitrinlerin önünden geçtim
Minibüs duraklarında bekledim ,simitçilerle yarenlik ettim 
Üstüme bir ceket aldım, yer tezgahlarında kitaplara baktım

Sen içerdeyken ben.. Hiç oturup ağlamadım
Hiç karartmadım umudu,hiç bulandırmadım onuru
Öyle dimdik durdum ortada, işte burada ulan, işte burada..
Böyle burada,hiç yıkılmadan, hiç utanmadan ve hiç unutmadan

Sen içerdeyken ben, gülen resmimi yaptırdım sokaktaki ressama..
Her zaman yaptığım gibi buzdolabını ayağımla kapadım
Parkların banklarına adını kazıdım,  adını kazıdım duvarlara..
Adını, adımın yanına yazdım..
Hiç unutmadım, utanmadım, korkmadım..

Parmaklarımı şıklattım Fidayda’da
Hani vardı ya
Fidayda’da hanım kızım Fidayda..
Gelip geçen her tren bağırtısında kalkıp aynaya baktım sonra..Sen içerdeyken ben, perdeleri hiç kapatmadım
Hiç bakmadım arkama..
Başını ellerinin arasına alan üç beşinin arasında olmadım
Öyle bıraktığın gibi, öyle yaşadığımız gibi yaşadım
Sen içerdeyken ben

Bir adını söyleyemedim şöyle bağıra bağıra 
Bir yüzünü göremedim görüş günlerinde
Bir de eline değemedim, bir de yüreğine 
Söyle kucaklayamadım bir de ölümüne..

 

Yazı kategorisi: İbrahim Sadri, şiir | Yorum Yok »

AFGAN DESTANI

Yazan: mustafaemingul Ağustos 21, 2007

Biz günde bin kere tih çölündeyiz
Ne bıldırcın kuşları görmüşüz göğümüzde
Ne kudret helvasından bir tad var soframızda
Kızıldeniz en delişmen günlerini yaşarken gençliğinin
Turi sina sessiz sessiz kan ağlar göğsümuzde

İnsan taş ve ateş eski dostları veylin
Sac ayağı olma özlemindeyken çıldıran alevlerin
Zakkum gözlemcileri efsun dilencileri

Ve dualarımız Ayasofya Ayasofya apartılırken
Ve yoksulluğumuz kokteyl kadehlerinde
Ve öldüm fiyatına ve kapalı zarf usulü
Demokratik demokratik satılırken
Köle pazarlarında

Biz oturmuş firavun mezarlarının gölgesinde serinleriz
Ve gün geçip dirilmek için,
Bir yiğit musa ve bir asa
Bir yed-i beyza bekleriz

Çağı gelip te kitapa ve demire olan sevdamızı hatırlayarak
Sonusuza dek dalaşmak ve vurmak varken karnına zulmün
Nedendir böyle manasız ve kavgadan uzakte yaşamak diyerek
Bizi alıp götüren sonra tekrar götüren
Bizi alıp Bedir’lere Uhut’lara götüren
Endülüs’e, Kudüs’e, İstanbul’a götüren
Cesur ve heybetleri ve diri
Ve gümbür gümbür bir erkeklik şöleni
Antlar içtiğimiz dosta düşmana ilan ederek
Gövde erimizde beliren ürpetilerle
İri ve parlak kavisler çizen hayatlar
Hecin yüklü ölümlerle buluştuğumuz gün
Can evimizde

Dağlar hep böyle buram buram dağ olarak
Sürdüremeyecek ömürlerini
Denizler böyle telaşsız yıldızlar böye şehvetli
Ve sizler yani sizler yani ey zulüm ağaları
Hep böyle korkudan uzakta seyderemeyeceksiniz
Sevecen hışırtılarla süzülen güneşi
Diyebilmek için sabrı silah belleriz

Bir yiğit musa ve bir asa
Bir yed-i beyza bekleriz
Biz günde bin kere tih çölündeyiz

Yazı kategorisi: İbrahim Sadri, şiir | Yorum Yok »