keferdiz44

her yol bir yere çıkıyor: ilk geldiğimiz yere…

Arşiv 'iran' Kategori


Türkiye-Irak sınırına duvar inşa edilecek!..

Yazan: mustafaemingul Eylül 5, 2007

Türkiye-Irak sınırına, daha doğrusu Türkiye ile Kuzey Irak arasına yüzlerce kilometre uzunluğunda duvar örülecek, Türkiye Kuzey Irak kaynaklı olarak algıladığı güvenlik tehdidini duvarla engellemeyi deneyecek desek her halde şaşkınlıkla karşılanır. O zaman, şaşkınlığı gidermek için bazı bilgiler aktaralım.

Birkaç haftadır İran ordusu Kuzey Irak’ı yoğun olarak bombalıyor. PKK’nın İran uzantısı PJAK mevzilerini vuruyor. Çatışmalar yaşanıyor, sınır köyleri boşaltılıyor. Bağdat ve K. Irak’lı kaynaklara göre, İran saldırılarına paralel biçimde Türkiye de Kuzey Irak’ın bazı bölgelerini bombalıyor. Türkiye ile ilgili iddialar o kadar ileri gitti ki, K. Irak yönetimi Türkiye’nin kimyasal silah kullandığını iddia etti. Aynı iddia DTP temsilcileri tarafından da dile getirildi. Hem iddiayı gündeme getirenler, hem de bu ağır iddia hakkında soruşturma başlatıldı. ABD Başkanı George Bush’un gizlice Bağdat’a gidişinde, Bağdat yönetimi ve Kürt siyasi temsilciler Türkiye’yi ve İran’ı Bush’a şikayet etti.

Bölgedeki güvenlik karmaşası ve askeri operasyonlara ilişkin en son iddia İran’ın K. Irak’la arasındaki sınır bölgesine duvar örme kararı alması oldu. PJAK sızmalarını önlemek, sınır güvenliğini sağlamak için Hacıumran bölgesindeki sınıra 5 metre yüksekliğinde, 2.5 metre genişliğinde dört kilometrelik duvar örülecekmiş ve çalışmalar başlatılmış. K. Irak otoriteleri, duvar inşasının ve duvarla birlikte oluşturulacak tampon bölge uygulamasının engellenmesini istiyor.

İran’dan sonra Türkiye’nin “duvar projesi” uygulamaya geçer mi? Bu mümkün. Çünkü Türkiye’nin üzerinde çalıştığı proje, öyle dört kilometrelik bir şey değil. Çok daha büyük, pahalı, kapsamlı bir proje. Şöyle:

Kara Kuvvetleri ile Hava Kuvvetleri’nin ortak çalışması. Öneri Hava Kuvvetleri’nden gelmiş. Bütün sınır boylu boyunca bildiğimiz anlamda duvardan oluşmayacak. Duvar yapılamayan yerlere elektronik ve termal duvar kurulacak. Bütün duvar boyunca normal ve ultraviole kameralar yerleştirilecek. Sıkı bir denetim başlayacak. Deneme panelleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın Ankara’daki lojistik dairesinde üretiliyor ve denemeler yapıldı. Hava Kuvvetleri’nin uçak hangarları için ürettiği sağlam bloklar şimdi Türkiye-Kuzey Irak sınırı için hazırlanıyor. Projenin toplam maliyetinin 2.3 milyar dolar olduğu belirtiliyor.

Berlin Duvar’ı yıkıldığında, yeni bir dünya ilan edilmişti. Soğuk Savaş döneminin silaha ve güce dayalı korkulu yılları sona ermişti. Adalet, özgürlük, refah öne çıkacaktı. Karşıt kamplar ve ulusal sınırlar arasındaki kalın duvarlar olmayacaktı. Tam tersi oldu. Savaşlar daha da arttı, kaba güç kullanımı ve işgaller daha da yaygınlaştı. Yeni bir sömürge dalgası başladı. Etnik çözülmeler, mezhep eksenli ayrışmalar tırmandı. Bütün olumsuzlukların en sert sonuçlar gösterdiği yer hep yaşadığımız coğrafya oldu. Berlin Duvarı’ndan sonra İsrail’in Filistin topraklarını çalmak için inşa ettiği 670 kilometrelik Utanç Duvarı’yla şehirlerin, ülkelerin, milletlerin, ailelerin bölünmesine hız verildi.

Suudi Arabistan, Irak sınırı boyunca, içinde karakollar ve gözlemevleri de bulunan 900 kilometrelik duvar inşa etme kararı aldı. Ben buna “Şii-Sünni Duvarı” dedim, onlar “Güvenlik Duvarı” dedi. Altı yılda tamamlanacak proje için 12 milyar dolar harcanacak. Irak’taki ABD işgal yönetimi, Bağdat’ı ikiye bölen, Şiilerle Sünnileri birbirinden ayıran duvar inşasına başladı. 5 kilometre uzunluğunda, 3.6 metre yüksekliğinde bir duvarla Bağdat parçalara ayrılacaktı. Bunun adı da “Güvenlik Duvarı” oldu.

Afganistan/İran arasında, Lübnan topraklarında, Ürdün/Irak sınırında, Irak’ın orta yerinde yeni duvarlar örülecek. 21. yüzyılda, dünyada sınırlar kalkarken, ülkeler yakınlaşırken, bölgesel birlikler artarken bizim coğrafyamızda ülkelerin, bölgelerin, şehirlerin, komşuların, ailelerin arasına kalın duvarlar inşa edilmesi, “birlikte yaşama” adına ne varsa yok edilmesi, yüzyıllardır birlikte yaşayanların yabancılaştırılması, birbirine boğazlatılması kader mi?

Yazı kategorisi: Tarih, genel, güncel, haber, hayattan, iran, komik, millet vekilleri, mizah, politika, savaş, yorum, ırak | Yorum Yok »

Peygamber, terör, Amerika!

Yazan: mustafaemingul Ağustos 31, 2007

“Gerilla lideri”, “direniş lideri”, “savaş peygamberi”, “İslam’ın ilk büyük generali…” Hz Muhammed’in (sav) askeri kişiliği üzerine bir yazı nasıl yazılır? Güvenlik stratejilerinin belirleyici olduğu, askeri güç ve ekonomik açgözlülük üzerine bir dünya tasavvurunun hakim olduğu bir dönemde, garip biçimde İslam’ın siyasi ve askeri boyutundan söz etmenin tabu haline getirilmesini artık tuhaf karşılamaz olduk. Bu dönemde, İslam’ın, Kur’an’ın, Peygamberin cihad, savaş, güç kullanımı, askeri strateji ve taktikler, devlet ve iktidara ilişkin tutumu üzerinde söz söyleyenler, kendilerini bir anda malum “küresel terörizm” dalgasının içinde bulurlar ve “olağan tehdit” haline gelirler. İslam’ın bu yönünün en çok tartışılması gereken bir tarih diliminde yaşıyor olmamıza rağmen, kitlelerin İslam algısı üzerindeki müdahale o kadar derinleşti ki, neredeyse Kur’an’da yer alan savaşa ilişkin ayetler bile yok sayılacak. Batı’nın hazmedebileceği bir İslam algısı dayatılıyor, bunun dışında kalan eğitim müfredatlarına, kurumlarına savaş açılıyor.

Süreç böyle iken, Müslüman dünyada İslam’ın bu yönü unutturulmaya çalışılırken bir askeri tarihçi Hz Muhammed’in (sav) askeri kişiliği üzerinde güçlü bir yazı kaleme alıyor. “Muhammed: İslam’ın İlk Büyük Generali” isimli kitabın yazarı Richard A. Gabriel’in, ABD’de yayın yapan Askeri Tarih Dergisi’nde (The Military History Quarterly) “Muhammed: Savaş Peygamberi” (Muhammad: The Warrior Prophet) başlıklı yazısı, ilk bakışta mükemmel tespitler içeriyor.

Bir direniş liderinin, gerilla liderinin özelliklerini sıralayan, taktik ve strateji bilgisini tartışan, askeri dehasına dikkat çeken yazar, kendince belirlediği özellikleri Hz Muhammed (sav) üzerinden ele alıyor. Onun ne kadar büyük bir gerilla lideri, direniş lideri olduğunu örnekleriyle ortaya koyuyor.

Batı’nın bu süreci “askeri başarı” olarak düşündüğünü, oysa bunun düzenli ordu değil, gerilla hareketi olduğunu ifade ederek, ince bir ayar yapıyor ve o dönemi son derece rahatsız edici bir yere çekiyor. Yazının ciddi tepkilere yol açmasının sebebi de bu ince ayar.

O dönemin askeri tarihi ile ABD’nin bugünkü küresel “terörle mücadele” kampanyası arasında bir çeşit bağlantı kuruluyor. Dikkatle bakıldığında, yoğun övgülerin arasında Hz. Muhammed’i (sav) “terör lideri” olarak gösteriyor.

“Terörizm, başarılı olmak için vazgeçilmez/vazgeçilemez ölçüde silahlı isyana ihtiyaç duyar. Muhammed’in hayatı da bunu ispatlıyor. O terörizmi çok basit olarak iki şekilde kullanmıştır. Bir; o davasından vazgeçen hainleri öldürmüştür; siyasi düşmanları için şairler ve şarkıcılar dahil öldürme emri vermiştir. İki; terörizmi çok geniş alanda insanların kalplerine korku hasıl etmek için kullanmıştır. Yahudilerden Beni Kaynuka kabilesinin erkeklerini öldürtmüş, kadınlarını satmış ve çocuklarını esir etmiş, mallarını da Müslüman takipçileri arasında pay etmiştir.”

Tarihsel olayları kendi bağlamından koparıp, bugünkü gelişmelerle ilişkilendirme çabasındaki çarpıklık örneklerinden biri ile daha karşı karşıyayız. Özellikle son birkaç yıldır buna benzer çok sayıda olay yaşandı.

İslam Peygamberine yönelik ağır hakaretler içeren, peygamberi ve ümmetini “aptallar” ve “teröristler” olarak gösteren karikatürlerin Danimarka basınında yayınlanması, ardından bütün Avrupa basınında Müslümanlara karşı bir gövde gösterisine dönüştürülmesi bunlardan biriydi.

Katolik dünyasının dini lideri Papa 16. Benediktus’un; Bizans imparatoru Manual II Paleologos’tan yaptığı, “Hz. Muhammed’in gayri insani ve şeytanca olanın dışında yeni bir şey getirmediği”ne yönelik sözleri bir başka örnek. Bu kampanyada yerini alanlar öyle edepsizleştiler ki, Hollanda’dan bir siyasetçi çıkıp; “Hazreti Muhammed hayatta olsaydı ve Hollanda’da yaşasaydı onu kovardım. Bir İslam tsunamasi ile karşı karşıyayız. Eğer Müslümanlar Hollanda’da yaşamak istiyorlarsa, Kur’an’ın yarısını yırtıp atmalılar, imamları dinlememeliler, çünkü Kuran’da korkunç şeyler söylendiğini biliyorum” diyebildi.

Uğursuz saldırı ve hakaretlerin hepsinin ABD’nin öncülük ettiği “küresel savaş”la, “terör”le bir yerden bağlantısı olduğu daha sonra ortaya çıktı. En son İsveç’de benzer bir karikatür rezaleti yaşandı.

Peki, aydınından marjinal örgüt ve cemaat temsilcilerine, siyasi ve askeri kişilerden sivil toplum kuruluşları temsilcilerine ve dini liderlere kadar yayılan bu aşağılama, yargılama, mahkum etme kampanyası sadece Batı’nın İslam ve Müslümanlara karşı tarihsel husumetinden, toplumsal önyargı ve korkularından mı kaynaklanıyor. Hayır! Çok sistemli bir çalışma bu ve Batı toplumu bu yönde yeniden eğitiliyor. Önce “entelektüel terörizm” olarak kendini hissettiren kampanya, şimdi devlet terörizmi, kitlesel kıyım, söylemeye dilimiz varmasa da bir nevi medeniyet savaşı olarak önümüzde bulunuyor.

Yazı kategorisi: Tarih, dini, ekonomi, genel, güncel, haber, hayattan, iran, politika, savaş, soykırım, yorum, ırak | 2 Yorum »

İran K.Irak’a giriyor, Türkiye ne yapacak?

Yazan: mustafaemingul Ağustos 23, 2007

İran’ın günlerdir beklenen Kuzey Irak operasyonu başlamak üzere. Niteliği, kapsamı, hedefleri net olmamakla beraber, aylardır hatta birkaç yıldır İran ordusu ile PJAK (Kürdistan Yaşam Partisi) arasındaki çatışmalardan sonra yeni durumun İran açısından oldukça kararlı bir süreç olduğu görüntüsü hakim. Türkiye’nin çok sayıda sınır ötesi operasyonunun sonuçları düşünüldüğünde sonuçlar hakkında somut şeyler söylemek şu aşamada elbette çok zor. Önce sürece bir göz atalım:

İran günlerdir Kandil ve sınır bölgesindeki köylerin boşaltılması uyarıları yapıyordu. Türkiye, Irak, Kürt yönetimi ve ABD, yakından izledikleri “kapsamlı” operasyon hazırlığının K. Irak’ta ne tür etkileri olacağı hesaplanmaya çalışılıyor. Bundan önce bölgeyi ağır bombardıman altında tutan, Kandil’i füzelerle vuran İran, boşaltılmasını istediği yerleşim birimlerine helikopterlerle uyarı bildirileri attı. İran-Irak savaşı sırasında hatırladığımız bu bildirilere bakılırsa, uzun soluklu bir müdahale söz konusu.

“Şerefli ve kahraman Irak Kürdistan halkı” diye başlayan bildiri, “Başta ABD olmak üzere birçok büyük dünya devleti, Kandil ve civarına ajan ve işbirlikçi göndererek sınırlar üzerinde güvenlik ve asayişi ayaklar altına almak istiyor. Sadece sınırın diğer tarafından değil, zira sınırın bu tarafında da bölge halkına zor ve zulüm uyguluyor. Sınırlar üzerinde güvenlik ve istikrarın sağlanması için sizlerden yardım talep ediyoruz. Sınırdaki halka, bunlara karşı havadan ve karadan operasyon başlatmamızın an meselesi olduğunu bildiriyoruz. Can güvenliğiniz için bölgeyi bir an önce boşaltmanızı istiyoruz’ cümleleriyle sona eriyor.

Peki bu neyin savaşı?

ABD yönetimi İran’daki Kürtleri harekete geçirmek amacıyla PJAK adında bir örgüt kurdu. PKK’nın İran kolu olan bu örgütü eğitti, silahlandırdı, İran’a yönlendirdi. PJAK saldırıları İran’da ağır kayıplara yol açtı. Helikopterler düşürüldü, çok sayıda asker öldü, üst düzey komutanlar hayatını kaybetti. Hem İran topraklarında hem de K. Irak’ta ABD’nin istikrarsızlaştırma politikası doğrultusunda çok ciddi bir tehdit oluşturuldu. Tahran, yer yer K. Irak’a yönelik saldırılar, operasyonlar yaparken kendi içinde de PJAK unsurlarına karşı şiddetli bir mücadele başlattı. Bir çok kez, örgütün elinde ABD silahları olduğunu açıkladı. Tıpkı Türkiye’nin; PKK’nın elinde ABD silahları olduğuna dair “resmi” açıklamaları gibi.

Son dönemde PJAK on civarında İran askerini daha öldürdü. Üç PJAK mensubu Urumiye’de idam edildi. Aynı dönemde İran içinde geniş çaplı operasyonlar, gözaltılar başladı. Askeri hazırlıklarda, son uyarılar ve otuz civarında köyün boşaltılmasıyla son aşamaya gelindi. Bölgedeki siyasi gelişmeleri kısaca özetleyelim ve olaya daha geniş açıdan bakalım:

ABD Başkanı George Bush, Irak Başbakanı Nuri El Maliki için “tam bir hüsran” açıklaması yaptı ve desteğini çekeceğinin işaretlerini verdi. Maliki’nin ABD kontrolü dışında bazı inisiyatifler almaya başlaması, Irak’ta aslında kendisi hüsran yaşayan ve yakında bunu ilan etmesi beklenen ABD’nin öfkesini artırdı.

Maliki yönetimi İran’la yakın ilişkilere girdi, Suriye ile ilişkileri yoğunlaştırdı, Türkiye ile işleri iyi tutmaya özen gösterdi. Türkiye-İran, Irak ve Suriye arasındaki, özellikle enerji alanındaki yakınlaşmayı sıralarsak bunların büyük oranda ABD çıkarları doğrultusunda olmadığını görürüz. Maliki ABD tehditlerine, kendi ölçüsünde, meydan okudu ve ABD’nin kendine ömür biçemeyeceğini açıkladı. Türkiye-Irak arasında imzalanan teröre karşı ortak mutabakat ve bu sabah Türkiye’ye gelecek Tarık Haşimi’nin ziyaretine bu yönde de bakmak lazım. Süreç, bölge ülkelerinin Irak’taki ağırlığını hissettirdiğine işaret ediyor.

ABD; İran Devrim Muhafızları’nı terörist örgüt ilan edeceğini açıkladı. İran’ın, Irak’ın güneyinde ve aslında her bölgesinde etkin olduğunu unutmayalım. İngilizler Basra’dan çekilme işaretleri veriyor. Muktada Sadr, İngilizlerin yenildiği için çekildiğini açıkladı. ABD, Irak konusunda artık ertelenemez bir karar aşamasında ve hem askeri hem de siyasi çevreler yolun sonuna gelindiğini, artık umut kalmadığını söylüyor. Uzunca bir süredir, PKK-PJAK’a karşı Türkiye ve İran’ın ortak operasyon yapacağı konuşuluyordu. Hatta belli dönemlerde yapıldı da. Geçtiğimiz hafta, Celal Talabani’ye bağlı haber kaynakları, ısrarla, Türkiye’nin bazı köyleri bombaladığını, köylerin boşaldığını açıklaması dikkat çekiciydi.

İran Irak’ın güneyindeki gücünü kanıtladı. Şimdi K. Irak’ta etkinliğini gösteriyor. Şimdi, Türkiye’nin alacağı tavır dikkatle izleniyor. ABD ve K. Irak yönetimi, aynı dönemde Türkiye’nin de K.Irak’a girebileceği endişesi içinde. İran saldırıları yüzünden Türkiye’ye yönelecek PKK unsurları Türkiye’nin K.Irak’a girmesine zemin hazırlayabilir.

ABD Irak’ta zayıfladıkça K.Irak belirsizleşiyor. ABD’nin PKK ve PJAK’a verdiği destek Türkiye ve İran’ı savunma pozisyonlarını sınırın diğer tarafında almaya zorluyor. Türkiye’nin K. Irak’ta alacağı pozisyonun elbette iç politik sonuçları da olacak. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın “PKK mı, Barzani mi” mealindeki sözlerini hatırlamamak mümkün değil.

Yazı kategorisi: genel, güncel, haber, iran, politika, savaş, soykırım, yorum, ırak | 10 Yorum »