İkinci cumhuriyetçiler…

   

CHP Merkez Yönetim Kurulu ne diyor? ‘Seçimi İkinci Cumhuriyetçiler yüzünden kaybettik.’ Bu tespit, aynı zamanda ‘İkinci Cumhuriyetçi olmadığımız için seçim kazanamıyoruz’ anlamına da gelir.Belki de soruyu şöyle sormak gerek: ‘Neden CHP İkinci Cumhuriyetçi değil?’

***

İkinci Cumhuriyet ne?

1923 Cumhuriyetinin ‘tek sesliliğine’ karşı ‘demokratik ve çoğulcu’ bir nitelik önermek.

İkinci Cumhuriyet ne?

Egemenliğin halka ait olduğuna inanmak… Bunu canı gönülden kabul etmek.

İkinci Cumhuriyet ne?

Egemenliğin bürokrasiye ve orduya ait olduğu inancına şiddetle karşı çıkmak… Bunun demokrasi olmadığını bıkmadan usanmadan anlatmak.

İkinci Cumhuriyet ne?

Rejimin üzerindeki ordu vesayetine son vermek..

İkinci Cumhuriyet ne?

Cumhuriyetin demokratikleşmesini istemek… Tek parti zihniyetinin, tüm mevzutla birlikte ortadan kaldırılması gerektiği fikrini savunmak… Kemalizm’e karşı demokrasiyi talep etmek.

İkinci Cumhuriyet ne?

Sistemin sivil ve demokratik bir şekilde baştan aşağı yeniden yapılandırılması için yorulmadan çaba sarfetmek.

***

İkinci Cumhuriyet ne?

Devletçi soygun sistemine karşı çıkmak… Tüm kesimlerin üreterek, rekabet ederek, hakkını piyasadan alması… Paylaşımın siyasete değil, rekabete dayalı olması.

İkinci Cumhuriyet ne?

Ekonominin patronunun halk olmasını savunmak… Devletin halkın ekonomik patronu olmasına son vermek.

İkinci Cumhuriyet ne?

Ekonominin şeffalaşması… Vergi veren bir vatandaş ve vergi alan bir devlet örgütlenmesi istemek.

İkinci Cumhuriyet ne?

Vergi verenlerin, vergilerinin nereye harcandığını denetleyebilecek hale gelmesi gerektiğine inanmak.

***

İkinci Cumhuriyet ne?

Türkiyenin dünyalaşması… AB standartlarına sahip bir toplum haline gelmek… Vatandaşlarının özgürleşip, zenginleşmesinin önünü açmak.

Zenginleşmeyi ve özgürleşmeyi, bu hedefe ulaşmanın toplumsal yollarını aramayı gündemin ilk maddesi haline getirmek.

Hayata ‘insan açısından’ bakmak… Kavramların insanların iyi yaşamasına yardımcı olduğunu unutmamak.. İnsanı reddederek kavram fetişizmi yapmamak.

***

İkinci Cumhuriyet ne?

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu toprakların tarihsel bir lideri, Kemalizm’in tek parti ideolojisi, demokrasinin ise halk iradesine dayalı bir çoğulculuk olduğunu bilmek.

Demokrasinin Kemalizm’i içerdiğini ama Kemalizm’de demokrasi olmadığını içtenlikle görebilmek.

Demokrasilerin zaten laik olduğunu ama laikliğin demokrasi önünde engel hale getirilebileceğini kabul etmek…

Demokrasisiz bir cumhuriyetin, sadece ve sadece hanedanın elinden iktidarı alacağına ama asla ve kat’a halka vermeyeceğini anlamış olmak..

Cumhuriyetten ziyade demokrasinin halkın önünü açtığını bilmek… Demokratik cumhuriyet vurgusunu bu nedenle çok çok önemsemek..

***

CHP, ucuz bir kurnazlıkla ‘Kemalizm’e karşı olanların aslında laikliğe karşı olduklarını’ söylüyor.

Bu, tümüyle yalan.

Biz Kemalizm’e ‘demokrasiyi içermediği’ için karşıyız.

CHP, demokrasiyi içermediği için Kemalizm’den yana.

CHP anlamsız yalanlarla ‘İkinci Cumhuriyetçileri’ suçlamak yerine, neden kendisinin ‘İkinci Cumhuriyetçi olamadığını’ sorgularsa, bir sonraki seçimde mutlak olarak şansı artacak.

Yoksa yok olacak.

Hiçbir halk, ‘ben senin yönetime karışmana izin vermeyeceğim’ diyen partiyi yönetime getirmez.

CHP’yi de onun için hezimetten hezimete yuvarlıyor zaten.

Onların ‘mantıksız’ sandıkları seçim sonuçlarının çok kuvvetli bir mantığı var.

CHP o mantığı kavrayabildiğinde…

Alay konusu olmaktan da kurtulacak zaten.

güncel, Mehmet ALTAN, politika, yorum kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Kemalizm’de demokrasi yoktur, demokraside Kemalizm vardır…

Mehmet Altan

Kemalizm’de demokrasi yoktur, demokraside Kemalizm vardır… Yıl 2007…
Hala…
Sıkılıp, utanmadan aynı şeyi tartışıyoruz:
Demokrasi mi, Kemalizm mi?
Çok uzun zamandır, objektif bir gazeteciliği bırakıp fanatik militanlığı seçen Cumhuriyet Gazetesi manşet atmış:
- Hedefleri Kemalizm.
Halbuki…
“Hedefleri demokrasi,” manşeti çok daha dürüst olurdu.

* * *

Nedir?
Kanal 24’de,Yuvarlak Masa Programı’nda ağırladığımız ve anayasa değişikliğini tartıştığımız Prof. Dr. Zafer Üskül bize söylediğini bir kez daha tekrarlamış:
- Kemalizm veya başka bir ideoloji anayasada yer almamalı…
Ve devam etmiş:
-İdeolojilere yer vermeyen renksiz bir anayasa düşünüyorum.
Dün baktım, statüko cephesi avaz avaza..
Neden?
Tek parti ideolojisi olan Kemalizm’e karşı çoğulcu, çok sesli ve her vatandaşa eşit mesafede demokratik bir anayasa talep edildiği için.

* * *

Ana Britannica Ansiklopedisi’ni alın… Kemalizm maddesini açın… O sizi “Atatürkçülük” maddesine yollayacaktır.
Bakın orada ne yazıyor:
“…..Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1935 tarihli tüzüğünden 1937’de ,3115 sayılı yasayla Anayasa’ya geçirilen ilkeler,Altı Ok, Kemalizm diye adlandırılır.”
Neymiş?
Kemalizm, “Altı Ok” demekmiş.
Ne zaman anayasaya konuyor?
Tek partili dönemde… O zaman sadece CHP var… Başka parti yok.
* * * Türkiye güya 1946 yılında çok partili sisteme geçti.
Güya diyorum, çünkü 2007’de bile tek parti döneminin ideolojisinin demokrasiyi yere çalması istenmekte… Savunulmakta.
Bu ne demek?
“Birçok farlı parti olsa da, herkes mecburen ve zorla CHP’li olmak zorundadır” demek.
Medya bunu utanmadan sıkılmadan tartışma konusu yapabilmekte.
* * *

22 temmuz seçimlerinde CHP ne kadar oy aldı ?
-Yüzde yirmi.
Tüm topluma, “o partiye oy veren ve Altı Ok’u seçenler gibi düşünmek zorundasınız” denebilir mi?
Anayasa’ya CHP ilkelerini koymak, herkesi “zoraki CHP’li yapmakla aynı şey…
Bu, demokrasiyle bağdaşabilir mi?
Bunu dayatmak…
Bunu tartışmak ayıp değil mi?
Kemalizm tek parti ideolojisi olduğu için demokrasiyi içermez… Ama demokrasi doğallıkla Kemalizm’i içerir..
Demokrasilerde CHP gibi Kemalist partiler olur… Ama anayasal maddelerle herkes zoraki CHP’li yapılamaz.

* * *

Bunun tersini savunanlar, gerçek bir demokraside böyle bir şey olmayacağını bilmiyorlar mı?
Zaten işin en hazin yanı da bu… Bal gibi biliyorlar… Ama sahtekarca davranmaktan kaçınmıyorlar… Bu sahtekarlık bu çağda, demokrasi tercihini açıkça ortaya koymuş bu ülkede ne işlerine yarayacaksa?
“Kemalizm mi, demokrasi mi ?” tartışmasında hala “Kemalizm demokrasiden iyidir” diyebiliyorlar.
Rahmetli Bülent Tanör, on yıl önce TÜSİAD için yaptığı “demokratikleşme perspektifleri” adlı çalışmasında, dünyada anayasasında “şahıs adı” geçen üç ülke olduğunu yazdı.
Türkiye dışında biri İran, diğeri de Kuzey Kore…
Benzediğiniz iki ülke zaten anayasamızın durumunu ortaya koymaya yetmiyor mu?

* * *

Türkiye’de statüko, Mustafa Kemal Atatürk, Kemalizm ve demokrasiyi “aynı şey” gibi sunarak durumu idare etti.
Mustafa Kemal bu toprakların tarihsel bir lideridir… Kemalizm ya da Atatürkçülük, tek parti ideolojisidir… Demokrasi ise çoğulculuktur.
Şimdi Zafer Üskül’ü hedef tahtası haline getirmek ne oluyor?
Deniz Baykal’ı anlarım… O halktan alamadığı oyu “başka yerlerden” almak peşinde… Demokrasiyle bir ilgisi kalmamış artık.
Ama diğerlerine ne oluyor ?
Hele daha ilk adımda Zafer Üskül’ü satmaya kalkan AKP’lilere?
Anladık politikacısınız, anladık aklınız fikriniz “zamanlamada” ama artık politika değişiyor…
Ve Üskül gibi dürüst, cesur ve açıksözlü insanlar politikaya giriyor.
Üskül’e benzemek, onun bilgisine ve cesaretine sahip olmak kolay değil.
Ama hiç olmazsa çelme takmayın.
O savunduğu doğruyu anlatır.
Halk da anlar.
Çünkü artık anlatmanın zamanı geldi.

30 Temmuz 2007, Pazartesi   

güncel, Mehmet ALTAN, yorum kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.